
Zeyneb Hatun Zeynünnisâ
d.?/?-ö.879/1474-75) adı bilinen divan edebiyatının ilk kadın divan şairi
Divan edebiyatının bilinen ilk kadın şairidir.. Asıl adı Zeynünnisâ’dır. Latifi onun Kastamonulu olduğunu yazarken (Canım 2000: 288) [1] diğer kaynaklar onun Amasyalı olduğunu bildirir. Babasının Amasya’da kadılık yaptığı ve Amasyalı olduğu kuvvetle muhtemeldir..Zeynep Hatun’un babası da tıpkı Mihri Hatun gibi bir kadıdır. Zeyneb Hatun’un iyi bir eğitim gördüğü, Farsça ve Arapça divanlar, kasideler okuyarak yetiştiği musiki eğitimi de alıp, beste yapacak derecede bilgi sahibi olduğu kaynakların verdiği bilgiler arasındadır.
Kadı babasının sayesinde Farsça şiirler yazabilecek kadar iyi düzeyde Farsça bildiği belli olmaktadır. Edebiyat ve musiki ile meşgul olduğu belli olan Zeynep Hatun’un. Amasya’da Şehzâde olarak Sancak beyliği yapan II. Murat'ın büyük oğlu ve Fatih'in ağabeyi Şehzâde Ahmed’in, yüksek bir ihtimalle Fatih Sultan Mehmet 'in de hazır bulunduğu, meclislerine katıldığı, hatta şehzade Ahmet'in hizmetinde de olduğu ilgili kaynakların belirttiği bilgiler arasındadır. Bu meclislere Mihri Hatun'un da katıldığı Mihri Hatun'un biyografisinde bilinen konulardır Mihri Hatun ile Zeynep Hatun şehzadeye kasideler sunmuşlardır. [2]
Devrin kaynaklarından sızan bilgilere göre Mihri Hatun ile Zeynep Hatun'un yakından tanışık oldukları Şehzade Ahmet’in meclislerinde birlikte bulundukları ve Mihri Hatun ile karşılıklı latifeler ve yapıp şiirler ile söyleşmiş oldukları tahmin edilebilmektedir.
Aşık Paşa’ya göre “Meşâ’irü’ş-Şu’arâ” Zeynep Hatun, Kadı İshak Fehmi Çelebi ile evlendikten sonra şiirden ve sohbet meclislerine katılmamış, hayatının son dönemlerinde şiir ve şiir meclislerini bırakmış, bir nevi inziva hayatı yaşamıştır. Zeynep Hatun, h.879/ m.1474-75 tarihinde Amasya’da vefat ederek Bursalı Mehmet Tâhir’in verdiği bilgiye göre, Amasya’da Selâmet Hatun diye anılan bölgedeki bir kabristana gömülmüştür. [3]
Latifi tezkiresinde Zeyneb Hatun’un bir Dîvân tertip etmiş olduğunu bu divanını Fatih Sultan Mehmet takdim edip ondan caize almış olduğu yazılıdır. Şu halde Zeynep Hatun’un divanını takdim etmek için İstanbul’a gitmiş olması gerektiği ortaya çıkar. Kimi kaynaklar Zeynep Hatun’un Fatih Sultan Mehmet ile birlikte büyüdüklerini ve oradan tanıştıklarını, hatta Zeynep Hatun’un Avni Fatih Sultan Mehmet ’e platonik bir aşkla bağlı olduğunu yazmaktadır.[4] Zaten devrin şartları gereği Zeynep Hatun’un divanının Avni Fatih Sultan Mehmet ’e takdim edebilmiş olması da bu açıdan manidardır. Zeynep Hatun’un günümüze ulaşmamış olan divanı hakkında bize bilgiler veren tezkireci ise [5] Gelibolulu Ali 'dir. Gelibolulu Ali , Künhü’l-Ahbâr’ da Zeynep Hatun’un tertip ettiği Dîvân’ını Fatih'e takdim ettiğini ve karşılığında caize aldığını yazmıştır. (İsen 1994: 137).[6]
Fatih Sultan Mehmet, Mihri Hatun ile Zeynep Hatun, Amasya'da iken Amasya'da bulunmuştur. Fatih, Amasya'ya büyük ağabeyi şehzade Ahmet'in yanına geldiğinde 1438 henüz altı yaşındadır. Zeynep Hatun'un doğum tarihini bilemediğimiz halde ölüm tarihlerinin bir birlerine yakın olması nedeni ile Zeynep Hatun ile Fatih Sultan Mehmet'in hemen hemen aynı yaşlarda olması gerekmektedir. Zeynep Hatun'un Fatih'in abisi Şehzade Ahmet'in mahiyetinde olması, Fatih ile Zeynep Hatun'un tanışıp bilişmiş olmalarına olanak sağlamış olmalıdır. Şehzade Ahmet'in meclislerine katılan ve onun hizmetinde olduğu bilinen Zeynep Hatun ile Fatih Sultan Mehmet'in bir nevi çocukluk aşkı yaşamış olmaları bu nedenle ihtimal dâhilindedir.
Zeynep Hatun'un divanını Fatih'e takdim edebilmesi, belli bir olgunluğa erişmiş olmasından sonra mümkün olabilecektir. Fatih, Amasya'dan ayrıldığında en fazla on dört yaşında olabileceğinden, Zeynep Hatun'un da o sıralarda henüz çocuk yaşlarda olması gerektiğinden, Zeynep Hatun'un divanının Fatih'e takdim edebilmesi ancak İstanbul'un fethinden, 1453 ten sonra olması gerekecektir.
Bu nedenle Zeynep Hatun'un - büyük bir ihtimalle de " Kadı İshak Fehmi Çelebi ile evlendikten sonra -İstanbul'a kadar gidip Divanı'nı Fatih Sultan Mehmet'e takdim etmiş olmalıdır. Zeynep Hatun'un eskiden beri tanışık olmalarından dolayı, divanını Fatih'e sunmak konusunda çok da fazla zorlanmadığı tahmin edebilmekteyiz. Hatta divanını Fatih'e takdim edebilmesindeki vesileler dahi bu sebepler içinde izah edilebilir bir hale gelmektedir.
Zeynep Hatun'un Fatih'e takdim ettiği divan kaybolmuş ve günümüze ulaşmamıştır. Bir nüshasının Ayasofya, diğer bir nüshasının da Amasya Kütüphanesi’nde bulunduğunu bildiğimiz Zeynep Hatun’un divanının adı geçen kütüphanelerden kaybolduğu anlaşılmaktadır. [7]
Zeynep Hatundan söz eden Latifi, Kâtip Çelebi ve Gelibolulu Ali’nin tezkirelerinde Zeynep Hatun’a ait üç şiiri görülmektedir. Bu şiirler 7 beyitlik bir gazel, bir kıt’a ve Farsça bir beyitten ibarettir. Elimize ulaşan gazeli Şeyhi ’nin bir gazeline yazdığı bir nazire şeklindedir.
“Senin hüsnün benim aşkım senin cevrin benim sabrım
Cihanda dem-be-dem artar tükenmez bî-nihâyettir, “
Beytini söyleyebilecek kadar usta bir şair olan Zeynep Hatun’dan tezkireciler övgüyle söz etmişlerdir. Bu durumda Zeynep Hatun’unun devrinin önemli şairlerinden biri olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Hakkında Kaynakça
· Akbayar, Nuri (hzl.) (1996). Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmânî. C. 6. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.
· Arslan, Mehmet (2007). Mihrî Hâtun Divanı. Ankara: Amasya Valiliği Yay.
· ARSLAN MEHMET, PROF. DR. “ZEYNEB, Zeyneb Hatun, Zeynünnisâ”,
· Banarlı, Nihad Sami (1998). Türk Edebiyatı Tarihi. C. 1. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.
· Bursalı Mehmed Tâhir (1333). Osmânlı Müellifleri. C. 2. İstanbul.
· Canım, Rıdvan (hzl.) (2000): Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay.
· Çetiner, Bedreddin (hzl.) (1982). H. Mehmed Zihnî, Meşâhirü’n-Nisâ. C. 1. İstanbul.
· Eğridirli Hâcı Kemâl. Câmi’ü’n-Nezâ’ir. Bayezid Genel Kütüphanesi. no. 5782. vr. 27b.
· Gibb, E. J. Wilkinson (1999). Osmanlı Şiir Tarihi. C. I, II. çev. A. Çavuşoğlu. Ankara: Akçağ Yay.
· Hacıbey-zâde Ahmed Muhtâr (1311). “Zeynep Hatun”. Şâir Hanımlarımız. İstanbul. 15-17.
· İsen, Mustafa (1994). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM Yay.
· İsen, Mustafa (hzl.) (1998). Sehî Bey Tezkiresi, Heşt-Behişt. Ankara: Akçağ Yay.
· Kılıç, Filiz (hzl.) (2010. Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ (İnceleme-Metin). C. 1. İstanbul.
· Kutluk, İbrahim (hzl.) (1989). Kınalı-zâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. C. 1. Ankara: TTK Yay.
· Kutluk, İbrahim (hzl.) (1997). Beyânî Mustafa bin Carullah, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: TTK Yay.
· Şemseddîn Sâmî (1306). Kâmûsu’l-A’lâm. C. 4. İstanbul.
· Toros, Taha (1934). Türk Kadın Şairleri. İstanbul.
· Tuman, Mehmet Nâil (2001). Tuhfe-i Nâilî - Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. I. hzl. C. Kurnaz; M. Tatcı. Ankara: Bizim Büro Yay.
· Uraz, Murat (1941). Kadın Şair ve Muharrirlerimiz. İstanbul.
· Yaltkaya, Şerefeddin, R. Bilge (hzl.) (1971). Kâtip Çelebi, Keşf-el-Zunûn. C. 1. İstanbul: MEB Yay.
·
KAYNAKÇA
[1] Canım, Rıdvan (hzl.) (2000): Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay.
[2] PROF. DR. MEHMET ARSLAN, “ZEYNEB, Zeyneb Hatun, Zeynünnisâ”, https://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay=2132
[3] Bursalı Mehmed Tâhir (1333). Osmânlı Müellifleri. C. 2. İstanbul.
[4] PROF. DR. MEHMET ARSLAN, “ZEYNEB, Zeyneb Hatun, Zeynünnisâ
[5] Canım, Rıdvan (hzl.) (2000): Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay.
[6] İsen, Mustafa (1994). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM Yay.
[7] PROF. DR. MEHMET ARSLAN, “ZEYNEB, Zeyneb Hatun, Zeynünnisâ”,