çözülsün dili savaş çarkının
ateş yerine su, ölüm yerine hayat
ille de kaynasın diyorsan kazan
içine çakıl taşları at
kumlara göm berrak bahtını

belki dolar içindeki kuyu
yer kalmadığını anladığında 
açılır nefretin kilidi
anlarsın taşlarınla ezdiğin vicdanının
bu büyük oyununu

ne yazsın şair, ne yapsın kader
kim anlatsın, kim dinlesin
renklere bölünmüşse zaman
diller farklı iken lal olmuşsa bedenler
kim çınlatsın neşesiyle gök kubbeyi

kar düşmüyorsa ocakta bağa
susuz kalmışsa dağlar 
akmıyorsa kayalardan bir damla
yağmur duasına çıkmıyorsa barış hoca
kim boşaltsın kan dolu çanağı

perdeler gerilmişse dört iklime
kuru bir hüzün giydirilmişse mevsimlere
dünyayı yakmıyorsa gazellerin isyanı
kanadı kırık kuş ne yapsın
kim sarsın ağıtlarla çatlayan yarayı

susuz bahara uyanacaksa gözler
toprak örtmeyecekse çıplak bedenleri
uyanmayacaksa taşların içinden 
kozalağını delen kelebek
kim titretsin aşıkların kopan yürek tellerini










Şule Meryem Canpolat Şimşek