YORGUN SAVAŞÇI’YA NAZİRE
Merhum Babama…
Allah’ım yitirdim saadetimi,
Oldum şu dünyada baba yetimi.
Vallahi doymadık eşsiz hâline,
Benzerdi ahvali gül ahvaline.
Sabrı çilelere katık eylerdi,
Hakkı temsil edip, hakkı söylerdi.
Gönülden teslimdi Yaradan’ına,
Resul’ü düşmezdi asla yâdına.
Nefsi terbiyeye “vekil” olmuştu,
Hakk’ı zikrederek, nurla dolmuştu.
“Menzil Sultanları” rehberdi ona,
Nakşi dergâhında canandı cana.
Aklında, fikrinde“dünyalık” yoktu,
Dost, ahbap, yâreni oldukça çoktu.
Sevgisi yeterdi bütün âleme,
Doğuştan meftundu dini ilime.
Nice dert gizliydi dertli sinede,
Aşikâr etmedi hüznü yine de.
Elif duruşuyla bir dağ gibiydi,
Evlad ü iyale otağ gibiydi.
Nice fidan dikti gül bahçesine,
Gelecek bahşetti binlercesine.
İlim-irfan, edep, yol, erkân, töre,
Neyi öğrettiyse tam bize göre.
Sarrafı bilirdi kadr ü kıymetin,
Emsali yok idi böyle ziynetin.
Namaz, niyaz, zikir, elinde Kur’an,
Geçmedi gafletle onda tek bir an
Sohbeti bal, kaymak doyulmaz iken,
Yatak hozan oldu, uyku bir diken.
Bin bir meşakkatle geçti hayatı,
Yorgun savaşçının yoruldu atı.
Evdeşi çaresiz, ailesi yasta,
Onu uğurladık en "Yüce Dost’a."
Şükür, duâ eksilmedi dilinden,
“Allah!” lafzı çıktı son nefesinden.
Ne büyük şereftir evladın olmak,
Niyazkâr aşkıyla Mevla’yı bulmak.
21.01.2013
Köksal CENGİZ(Niyazkâr)