Yol basan tabiri eşkıya, şaki, çete, harami, ayyar veya celali sözcükleri ile eş anlamlı olarak kullanılan bir sözcüktür. ( bkz Harami Ayyar Nedir Ve Sevgilinin Gözleri )

 

Zaman zaman devlete isyan noktasına kadar ileri giden eşkıyalığın örgütlü biçimlerine çete denilirken, siyasi ekonomik ve mezhep çatışmaları şekline de dönüşen Türkmen isyanlarına ise Celali isyanları denilmişti. ( bkz Celali Nedir Divan Şiirinde Eşkıya Mazmunu )  Celâlî tabiri ilk kez  1519 yılında isyan eden Bozoklu Şeyh Celâl’le ilgili olarak kullanılmış, Yavuz Sultan Selim döneminde başlayan ve Şehsüvaroğlu Ali Bey’in bastırdığı  bu isyana Celali denmiş IV. Mehmed dönemine kadar süren Anadolu’daki Türkmen isyanlarına da aynı ad verilmişti. [1]

 

Osmanlının özellikle duraklama devrinde Rumeli ve Anadolu da pek çok eşkıya ve çete türemiş bu eşkıyalar hem kendi aralarında çatışmalara girmişler hem de belirli yerlerde ahali üzerinde soygun, talan, gasp, yol kesme gibi zorbalıklar göstermişlerdi. Yol kesip kervanları, yolcuları soyan; köylere kasabalara baskınlar düzenleyerek halkın mallarını gasp eden eşkıyalar, cana da zarar verebiliyorlar, hatta kendi aralarında çatışmalara da girebiliyorlardı. 

 

Osmanlının son zamanlarında hem Anadolu, hem de Rumeli de sürekli olay çıkaran sayısız eşkıya ve çete türemişti. Hatta kendi nüfuz alanlarında vergi toplamak için görevlendirilen Kozanoğulları,  Küçükalioğulları,  Çapanoğulları gibi devletin ayanları bile bir çeşit eşkıya haline gelmişlerdi.

 

Divan şairleri; sevgilinin hallerini, bakışlarını, gamzelerini, saçlarını, ince tüylerini ayyara, eşkıyaya, zalim avcıya, yol basan şekavet çıkran haramilere benzetmişler, böylece hem benzetmeler, mazmunlar yapmışlar, hem de sevgiliye bir çeşit sitemde bulunmuşlardır.

 

Rum ellerinde gibi hem alır hem öldürür

Yollar basıcı kâkül-i güm – râhtan meded   Necati

 

Beni ey kâkül-i yollar basıcı

Harâmi çeşminin kurtar elinden  Necati

 

Kârbân-ı aklımın kesti yine hattın yolun

Ah ne lerzenlikler etmiştir zalâm-ı şeh bana  Kastamonulu Sadi  

 

Gözlerün olup harâmî başladı başlar keser
Mısr-ı hüsnüne olalı iki kec Hindû ‘ases      Hamdullah Hamdi

 

Kıl hazer merdümlüginden ol harâmî gözlerin
Zülfünün tâb-ı kemend-i cân-sitânından sakın      Nâilî

 

Nedir o hençer-i gamzendeki Celalilik

Biraz da naza çek ey şuh u şeh levendim  gel      Şeyh Galip 

 

Tığdan niçin geçirdiler buğün ey hat seni

Rum’da başkaldıran  yoksa celali  sen misin?         Amasyalı Edayi



[1] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/celali-nedir-divan-siirinde-eskiya-mazmunu/85224