Türk kültüründe yılan ve ejderha ile ilgili pek çok inanış vardır. Eski Türklerde yılan, hayat ağacı tasavvurun hem yer altında kalan kökleri hem de yeryüzüne çıkan gövdesi dibinde bir varlık olarak düşünülür.
Aslında sadece sürünen yürüyemeyen ve uçamayan ama hazineleri bekleyen, tılsımları koruyan; yer altında ve yer üstünde de yaşayabilen yılanlar; ejder tasavvuru ile ayaklı, kanatlı gökte de uçabilen hayali varlıklar haline getirilmiş, hatta eski Türk mitolojilerinde evrenin idaresi ejderlere verilmiştir.
Diğer pek çok kültürde de yılan; ejderha haline gelmiş, ayaklı, kanatlı, ağzından alev fışkıran devasa ve hayali varlıklara dönüştürülmüştür.
Türkçedeki evren veya evran kelimesi dahi ejder kavramından türemiştir. Üç, yedi veya on iki başlı tasavvur edilen ejderler ve yelpeğenler görk çarkın evirip çeviren ( evran, evren ) Güneş ve Ay’ı da yiyebilen Güneş ‘in ve Ayın batmasına tutulmasına sebebiyet verebilen kanatlı ayaklı yedi başlı devasa yılanlardır. ( bkz Evren Evran Yelpeğen Celbeğen Nedir ) Yılanların yeryüzündeki en üst tasavvuru olan Şahmaran çok ayaklıdır.
Ayakları olmadığından yılanın yürümesini veya ayaklarını görebilmek imkânsızdır. Buna rağmen halkın inanışlarında yılanların ayağı vardır veya yılanlar da yürür düşüncesi çok yaygındır. Halkın inançlarına göre yılanların ayakları tüyden bir incedir ve gözükmez.
Bu bağlamdaki inançlara göre yılanı yürürken görenler sağlığında bey olacak, yüksek mertebelere çıkacak, ölünce de cennetlik olacaktır.
Bu inanışı efsaneler bağlamında ve başka şekilde düşünürsek yılanı yürürken ve ayaklı görmek demek şahmaran veya yelpeğen görmek demektir.
Divan şairleri, yılan ayaklarını sevgilinin yanaklarındaki ince tüylere benzetmişler, yılanın ayaklarını görebilmek ne denli müşkül ise sevgilin ince tüylerini seçebilmek de o denli müşküldür demeye getirmişlerdir. Şairlerin nazarında yılanın ayağını görebilen cennetlik olduğuna göre sevgilinin ince tüylerini görebilmek de cennetlik olmak demektir.
Göreyim hattın şehâ, lütf et dağılsın zülfe dek
Dedi: Yılan ayağıdır onu gören ola beğ Bâkî
Hatt-ı siyah zîr-i hâm-ı turradan
Şimdi görünmez nite kim pây-ı mâr Sabr-i Şakir
Yanağına dökülen siyah saçları yüzünden yanaklarındaki ince tüyler sanki yılan ayağı gibi görünmüyor.