YENİ YILA DAİR İLK SATIRLAR
ESA'yla tanışalı ve bu sitede yazmaya başlayalı üç yıl oldu. Dördüncü yılımın bu ilk gününde, yeni yılın ilk aydınlığında, yüreğimden akıp gelen duygularımı paylaşmak istedim.
Umut, sevgi, sevinç, hüzün ve bütün bu duyguların bir arada yaşandığı hayat... Hayatın binbir yanını aile olmanın sıcaklığı içinde yaşamak... 2019'un ilk ışıklarında bu kelimeler buluştu yüreğimde. Evimize sızan güneşin ilk ışıklarıyla birlikte yüreğime dolan bu duygular parmaklarımı harekete geçirdi.
Birçok evde yeni yılın geleneksel eğlenceleriyle geç biten bir akşamın ardından 2019'un ilk gecesinden gündüze kavuştuk. Biliyorum ki kimi evlerde, kimi coğrafyalarda bazı acılar da hüküm sürüyor bir yandan. Kiminiz "yeni yıl" söylemine de karşı. Bazı kesimlerin yeni yıla, kültürel ve dinî açıdan nasıl baktıklarına da girmeyeceğim. Evet, kimileri ağlarken, savaşın, çeşitli afetlerin gölgesindeyken, kimileri açken, kısacası kimileri farklı bir hayat mücadelesi verirken, bu satırlarıma olumsuz eleştiri de gelecektir.
Şimdiden söyleyeyim farklı bakış açılarına tabii ki saygı duyuyorum. Tartışmayacağım. Bu bir tartışma yazısı değil. Sadece yeni yılın bu ilk gününde, kalbimden ilk geçenleri ve kalemimin ucuna-tuşlara desem daha doğru olacak- ilk takılanları dile getirmek istedim. Belki ailenizle geçirdiğiniz geleneksel bir yılbaşı akşamının ardından içinizi ısıtan kareleri, umutları tazeleyen dilekleri, her ne kadar zararlı olsa da gökyüzünü aydınlatan havai fişeklerin coşkusunu...
Birçoğumuz, çocukluğumuzdan beri, yeni yılı tatlı bir telaş ve hazırlıkla karşılarız. Biraz daha özel yemekler, kuru yemişler, tombala heyecanı ve takvimdeki son yaprağı da geride bırakıp yeni yılın ilk dakikalarına merhaba demek... Bir de televizyondaki eğlenceler, tabii telefonlara akıp gelen yeni yıl mesajları...
Yeni hayallere, umutlara atılan ilk adım... Bütün bunların yanında daha farklı duygularla akıp giden hayat. Bunları yazarken, acıları, yoksulluğu, savaşları yok sandığımızı, toz pembe bir dünya çizdiğimizi sanmayın. Sadece biraz nefes almak ve soluklanmak için bir bahane. İnsanoğlu işte! Sizce nefes almaya ihtiyacımız yok mu? Bir an için soluklanmaya, umutları tazelemeye... Kırmadan, dökmeden, dağıtmadan, abartmadan, sadece hoşgörüyle, sadece küçük bir sevinçle... Umutla dans etmek belki, kucaklaşmak ve yeni bir takvimin ilk sayfasına birlikte, bir dünya vatandaşı olarak umutla bakmak... Umutları yeşertmek, hayatın fırtınalarından bir nebze uzaklaşıp gücümüzü toplamak için kısa bir mola gibi düşünün. Derin sularda yüzmeden, fikirleri çatıştırmadan ve başka anlamlar yüklemeden. Sadece umuda sarılmak adına küçük bir mola...
Yeni yılın her hanede, her coğrafyada, her yürekte umudu yeşertmesi, insanlığımızı güçlendirmesi dileğiyle! Sağlık, umut, hoşgörü ve sevgi dolu bir yıl diliyorum.
1 Ocak 2019
ESA'yla tanışalı ve bu sitede yazmaya başlayalı üç yıl oldu. Dördüncü yılımın bu ilk gününde, yeni yılın ilk aydınlığında, yüreğimden akıp gelen duygularımı paylaşmak istedim.
Umut, sevgi, sevinç, hüzün ve bütün bu duyguların bir arada yaşandığı hayat... Hayatın binbir yanını aile olmanın sıcaklığı içinde yaşamak... 2019'un ilk ışıklarında bu kelimeler buluştu yüreğimde. Evimize sızan güneşin ilk ışıklarıyla birlikte yüreğime dolan bu duygular parmaklarımı harekete geçirdi.
Birçok evde yeni yılın geleneksel eğlenceleriyle geç biten bir akşamın ardından 2019'un ilk gecesinden gündüze kavuştuk. Biliyorum ki kimi evlerde, kimi coğrafyalarda bazı acılar da hüküm sürüyor bir yandan. Kiminiz "yeni yıl" söylemine de karşı. Bazı kesimlerin yeni yıla, kültürel ve dinî açıdan nasıl baktıklarına da girmeyeceğim. Evet, kimileri ağlarken, savaşın, çeşitli afetlerin gölgesindeyken, kimileri açken, kısacası kimileri farklı bir hayat mücadelesi verirken, bu satırlarıma olumsuz eleştiri de gelecektir.
Şimdiden söyleyeyim farklı bakış açılarına tabii ki saygı duyuyorum. Tartışmayacağım. Bu bir tartışma yazısı değil. Sadece yeni yılın bu ilk gününde, kalbimden ilk geçenleri ve kalemimin ucuna-tuşlara desem daha doğru olacak- ilk takılanları dile getirmek istedim. Belki ailenizle geçirdiğiniz geleneksel bir yılbaşı akşamının ardından içinizi ısıtan kareleri, umutları tazeleyen dilekleri, her ne kadar zararlı olsa da gökyüzünü aydınlatan havai fişeklerin coşkusunu...
Birçoğumuz, çocukluğumuzdan beri, yeni yılı tatlı bir telaş ve hazırlıkla karşılarız. Biraz daha özel yemekler, kuru yemişler, tombala heyecanı ve takvimdeki son yaprağı da geride bırakıp yeni yılın ilk dakikalarına merhaba demek... Bir de televizyondaki eğlenceler, tabii telefonlara akıp gelen yeni yıl mesajları...
Yeni hayallere, umutlara atılan ilk adım... Bütün bunların yanında daha farklı duygularla akıp giden hayat. Bunları yazarken, acıları, yoksulluğu, savaşları yok sandığımızı, toz pembe bir dünya çizdiğimizi sanmayın. Sadece biraz nefes almak ve soluklanmak için bir bahane. İnsanoğlu işte! Sizce nefes almaya ihtiyacımız yok mu? Bir an için soluklanmaya, umutları tazelemeye... Kırmadan, dökmeden, dağıtmadan, abartmadan, sadece hoşgörüyle, sadece küçük bir sevinçle... Umutla dans etmek belki, kucaklaşmak ve yeni bir takvimin ilk sayfasına birlikte, bir dünya vatandaşı olarak umutla bakmak... Umutları yeşertmek, hayatın fırtınalarından bir nebze uzaklaşıp gücümüzü toplamak için kısa bir mola gibi düşünün. Derin sularda yüzmeden, fikirleri çatıştırmadan ve başka anlamlar yüklemeden. Sadece umuda sarılmak adına küçük bir mola...
Yeni yılın her hanede, her coğrafyada, her yürekte umudu yeşertmesi, insanlığımızı güçlendirmesi dileğiyle! Sağlık, umut, hoşgörü ve sevgi dolu bir yıl diliyorum.
1 Ocak 2019