Bir ilham gelir ve yazmaya götürür seni ellerin. Duygu ve düşüncelerin o ilhamın peşinden sürükler seni. Bazen sen ilhamın izini sürersin. Çünkü canın yazmak istiyordur.Açarsın gönlünün kapısını ilhama. Artık, acıkmak, susamak gibidir yazma ihtiyacın. Bazen onların bile önüne geçer. Uykunuzdan da çalar ve gönlünüzün göz bebeği olur adeta.
Gözünüz , kulağınız, kısaca bütün duyularınız daha çok duyarlılık kazanır. Kaleminiz, zihniniz ,doğru sözcükleri keşfetmede daha hünerli olur. Okumayı da ihmal etmiyor, hatta daha çok okuyorsanız, yazarken, kendinizi daha zengin ve donanımlı hissediyorsunuz. Sözcük hazineniz, sizin önemli bir birikiminiz oluyor. Bu birikiminiz, her yazınıza ve konuşmalarınıza da yansıyor. Yazmanın ve okumanın güzel ayrıcalıklarını yaşamak ayrı bir keyif veriyor insana. Yazan eller ve okuyan gözler, kimileri için hem okuyan hem yazan eller, hayatınıza ayrı bir anlam ve güzellik katıyor. Hayatın içindeki küçük ayrıntıları, o ayrıntılardaki sırrı, hikmeti,; insanların ve etrafınızdaki her şeyin hem görünen hem de görünmeyen yüzünü görebilme ayrıcalığını yaşatıyor. Sanki gönül gözünüz daha açık oluyor yazarken ve de okurken. Değersiz ve lüzumsuz uğraşların kıymetli olan zamanınızı çalmasına izin vermemiş oluyorsunuz. Ama dikkat edin! Yazmaya ve okumaya başlarken, günlük hayatınızın akışındaki sorumluluklarınızı ve sağlığınız için önemli olan - uyumuk, göz sağlığı gibi- ihtiyaçlarımızı da ihmal etmeyin. Hele manevi sorumluluklarınız konusunda daha da duyarlı olun. Yazmanın ve okumanın güzelliği başımızı döndürmesin. Aman dikkat ipler ilhamınızın eline geçmesin! Yazan eller ve okuyan gözler, aman dikkat diyorum!
Sevim Kınalı