"YAŞLI" KADIN "YAŞLI" ADAM
"59 yaşındaki yaşlı kadın ailesiyle piknik yapmaya gittiği ormanda odun toplamaya giderken kayboldu..." "55 yaşındaki yaşlı adam... hayatını kaybetti." Hep acı haberlerde geçmiyor tabii bu tür tanımlamalar. Daha birçok örnek verilebilir ama bu kadarı da söyleyeceklerim için yeterli sanırım. Spiker, haberi verirken ne olursa olsun "yaşlı" sıfatını eklemeyi unutmaz (!) Başka bir spiker "59 yaşındaki .... ormanda kayboldu." Birine göre .... 59 yaşındaki yaşlı kişisiniz. Bir başka spikere göre sadece yaş ve isim önemlidir. Belki diyeceksiniz ki o kadar önemli sorunumuz varken buna mı takıldınız? Açık konuşayım ki biraz takıldım. Sağlıkla yaş almak veya genel geçer ifadeyle yaşlanmak kötü bir şey değil ama neden bu tanımlamaya ihtiyaç duyuluyor haberler sunulurken. Biliyorsunuz ki yaş aralıklarıyla ilgili tanımlamalar da değişti. Dünya Sağlık Örgütü yaş skalası (ölçeği) şöyle :
0-18 yaş arası: ergen,
18-65 yaş arası: genç,
65- 74 yaş arası: genç- yaşlı,
74-84 yaş arası: yaşlı,
85 yaş ve üzeri çok yaşlı olarak kabul edilmektedir.
Elbette önemli olan ruhen ne kadar genç ve enerjik olduğumuzdur. Tabii en önemlisi de fiziksel durumumuz. Herkesin nasıl ki çocukluğu bir değilse gençliği ve yaşlılığı da bir değil. Hayat şartları, genetik özellikler ve hayata bakış önemlidir. Her insanın hayatı aynı konfor ve rahatlıkta olmadığı gibi hayat yolculuğu da bir olmuyor. Her birimizin yaşam hikayesi ve hayat karşısındaki duruşu da aynı değil. Bir bakıyorsunuz 70 yaşında bakımlı, sağlıklı, yaşam dolu bir beyefendi, bir hanımefendi. Şuna da dikkat çekeyim. Farkındaysanız abi, amca ya da abla, teyze demedim. Birbirimize hitap şeklimize dair düşüncelerime de başka bir yazımda değinmek isterim. Bugünkü konuma geri döneyim. Herkes yaşını farklı taşıyor. Bir bakıyorsunuz 45 yaşında yıpranmış, yaşam enerjisini kaybetmiş biri...
Giyim kuşam, imkanlar, kişilik ve tabii en önemlisi sağlık. Bedensel ve ruhsal sağlık tüm yaşamı etkiler. 50-55 yaşında çilekeş, hayattan yorgun düşmüş bir anne veya baba düşünün. Onlar ki yaşamın ağırlığıyla daha bir yaş almış, yaşlanmış gibi görünürler. Tabii gelenek ve göreneklerin, yaşadığınız çevrenin kültürel yapısı da etkilidir. Belli bir yaşa gelince hayattan elini eteğini çekip oturmalısın bir kenarda. Batı ve Doğu zihniyeti arasında da böyle bir anlayış farkı vardır. Kısaca birçok faktör söz konusu.
Ayrıca toplumsal statünüz de sizi tanımlamada etkilidir. "85 yaşındaki yaşlı sanatçı" denmez de "85 yaşındaki sanatçı" denir. "60 yaşındaki yaşlı bilim insanı" denmez. Mesela "60 yaşındaki avukat, öğretmen, ev hanımı 'x' kişisi... " yeterli değil mi tanımlamaya? Ayrıca sevdiklerimiz hangi yaşta olursa olsunlar değerlidirler ve arkalarından yas tutulnayı, özlenmeyi hak ederler. Hep dile getirdiğim gibi elbette çocuk ve genç ölümleri daha çok acı verir. Ne de olsa yaşayacak yılları ve tadacağı güzellikler vardır ama her acı düştüğü yeri ayrı yakar. Her yaşın ayrı bir güzelliği ve her yaştaki insanın ayrı bir değeri vardır. Tabii bu tanımlama şekli hep acı haberlerde söz konusu değil.
Sizi yaş konusunda daha çok bunaltmak istemem. Bilmem meramımı anlatabildim mi? İnsan yaşıyla değil, önce güzel varlığıyla ve hayata kattıklarıyla değerlidir. İnsana dair haberlerde, "yaşlı" demeden de o insanı tanımlayabiliriz. Sanatçı, bilim insanı, siyasetçi .... Baba, anne, anneanne, babaanne, dayı, teyze, hala... Yaşlı kadın ya da yaşlı adam değil de ... yaşındaki Ahmet, Ayşe... Olaya söz konusu olan kişinin yaşını söyleyin ama ona bir de "yaşlı" demeyi bırakın lütfen değerli haber spikerleri. İsim ve yaş yetmiyor mu o kişiyi tanımlamaya?
24 Temmuz 2021