Yaşam sözcüğü ne kadar sıcak ve güzeldir. Nefes aldığınız sürece umut vardır. Güneşin doğuşunu görme, günlük hayatın tatlı koşuşturması ve hayatın içinde olduğunu hissettiren her şey güzeldir. Zaman zaman sıkılsak da üzülsek de güzeldir yaşamak. 


          İş telaşı, aş telaşı, geçim telaşı derken, hayatın içinde yuvarlanıp gideriz. Hırslarımız, yaşam mücadelemiz, kavgalarımız... Sevdiklerimizle paylaştığımız yıllar, gelecek kaygısı ve hastalıklar... Gün gelir, an gelir sevdiklerimizin hayatımızdan bir bir eksilmeleri. Yaşam ve sevdiklerinle beraber olmak ne kadar güzelse, ölüm ve sevdiklerinden ayrılmak da o kadar acı verir bize. Paylaştıkça alışırsın onlara ve ayrılması da bir o kadar güç olur. Ölümü düşünmek bile darmadağın eder insanı. Dile getirmek de güçtür. Tatlı dili acılaştırır, gülen yüzleri soldurur. Başlığında ölüm olan her yazı, yaşama sevincini eksiltir insanın. Sanki ölüm üzerine yazan kalem de kırılganlaşır.


          İnsan hangi yaşta olursa olsun yaşamı, yaşamayı sever. Ölüm ne kadar süslense de, manevi boyutuyla sunulsa da insanoğlu yaşamın sıcak yüzüne bakmayı seçer. Acılarıyla, sıkıntılarıyla ve güzellikleriyle yaşam bir bütündür. Hele bir de sağlıkla nefes alıp verebiliyorsan, yaşama sevincini besleyecek birkaç güzellik de varsa yaşam daha da tatlılaşır ve vazgeçilmez olur. Ölümle yarışabilir mi yaşam? Ölüm ebedi hayata açılan ilahi bir kapı olsa da fani insanoğlu yaşama bağlıdır. Yaşama gülümser ve yaşamla el ele vermekten kolay vazgeçemez. 


         Güneşin doğuşunu görmek, hayat mücadelesinin içinde yerini almak, sıcak çayını yudumlamak, belki hasta yatağından da olsa odana dolan aydınlığı görebilmek, yaşamın güzelliklerinden küçük kesitlerdir. Yaşam, içindeki zıtlıklara rağmen bizleri kendisine bağlar. Yaşamla ölüm yan yana yürür hep. Ama bizler yaşamın elini sıkıca tutmaktan vazgeçemeyiz. Yaşama sarılırız, sarılabilmeliyiz de. Ölüm bize göz kırpsa da gözlerimizdeki yaşama sevinci silinmemeli. 


         Yaşamla doğru ve güzel bir bağ kurabilen, ölüm hakikatine de manevi bir olgunlukla bakmayı başarabilir. Yaşam ne kadar güzel ve çekiciyse ölüm de o kadar gerçektir ve ebediyetin ta kendisidir. Yaşama gülümserken ebedi hayata da kalp gözüyle bakmayı ve ona da tevekkülle yaklaşabilmeyi başarabilirsek ne mutlu bize!