-Zamanın ak terkisinde dörtnal koşan elli sene
Geriye, toz bulutunda kaybolan bir “an”bırakmış-
Hayat denen şu nehirden akarken yaş elli olmuş.
İçimdeki son şehirden bakarken yaş elli olmuş.
Yoktur bunun lâmı cimi! Sevdanın en kor biçimi
İçimi, bir su içimi yakarken yaş elli olmuş...
Boy verse de gam başağı, düşmedim hiç baş aşağı;
Her hüzne bir gökkuşağı takarken yaş elli olmuş.
Geçtim hayâl ülkesinden, ömrün çetin bölgesinden...
Gölgem bile gölgesinden bıkarken yaş elli olmuş.
Ne nefret var ne de zehir, ne kibir var ne de sihir.
Yüreklere üç beş şiir ekerken yaş elli olmuş.
Kâh yazını kâh güzünü, kâh geceyle gündüzünü,
Sırtımdaki yeryüzünü çekerken yaş elli olmuş.
Sevgidir tek gerçek sanat, tespih eder tüm kâinat.
Aşk önünde kine inat çökerken yaş elli olmuş.
Gönül ile gören kişi, akıl ile tutmaz işi!
Tenimdeki beş dikişi sökerken yaş elli olmuş.
Görünse de son kıyılar, ölümden kim korkar, yılar?
Canı virgül gibi yıllar bükerken yaş elli olmuş.
Dünyada ne geçtim kâra, ne de düştüm bir efkâra...
G/özyaşımı bir rüzgâra dökerken yaş elli olmuş...
-Elli değil de bin sene nefes alsa ne farkeder
İnsanlığa nokta kadar bir faydası dokunmayan-
Hüsnü Özdilek