Hemen hemen her büyük kuruluşta dolaplarda yazar, böyle bir ibare. ''Yangında İlk Kurtarılacak.'' Yangın başladımı, eğer çok büyükse, herkesin ilk kurtaracağı canı ciğeri oluyor haliyle... İlk kurtarılacaklar, sanırım en önemli evrakları o müessesenin... Hadi oldu da kurtaramadın, ne halt edeceksin? O zaman ikinci derecede ya da üçüncü derecede kurtarılacaklar varsa ona doğru hamle yapacaksın...


Fiziki yangınlarda bir şeyler kül olsa da, bir şeyler de kurtarılıyor demek ki ya yürek yangınlarını ne yapacağız? Sevmişsiniz, karşılık bulmamış sevginiz, ama vazgeçemiyorsunuz da, içten içe yanıyor yürek, beyin de devre dışı kalmış... O zaman da en çok nereniz yanıyorsa ilk önce onu kurtarmak gerekmez mi? Hemen yüreği soğutma çalışmalarına girmeli... Sonra da beyni tabi ki... Girip banyoya duş almakla da soğumuyor...


Binada yangın çıkarsa bir şekilde yangın merdiveninden de kaçabilirsiniz, yürekteki yangınlarda nerelere kaçacaksınız... Özünüze dönseniz, özünüz de acıyor gözünüzde... Ağzınızdan, sözünüzden acı çıkıyor sevdiğinize... Başka bir aşka yelken açmak lazım da aşk dediğin de hemen öyle uçarcasına önünüze çıkmıyor ki...


Hani meşhur Nurhan Damcıoğlu kantosuydu bir zamanlar ''Yangın vaaaaaaaaaaaaar'' diye bağırılır sonrada ''Yangın nerede?'' diye sorulduğunda'' Yüreğinde yüreğinde" diye de cevap verilirdi... Demek ki o zamanlar da yürekler yangın yeri imiş...


Binadaki yangınları kısa da sürse uzun da sürse bir şekilde söndürüyorsunuz. Ya yürekte ki yangınlar... yıllar yılı sürüyor da sönmek bir yana dursun daha da alevleniyor, insanı kül ediyor. Hani şair demiş ya ''Biraz kül biraz duman o benim işte, Kerem misali yanan o benim işte.'' Vallahi sizi bilmem de yürek tutuştumu vatan aşkı ile... o yangın sönmesin de zaten. Aşklar mı?.. Sevdik de, kavuşamadık, belki de böyle yanmazdık için için, dolmazdık be dolmazdık, kim bilir şair de olmazdık...