Yalvarı sözcüğü eski dilde para , ( Hind dilinde filori ) anlamına da gelir. Türkçe kökenli bir kelime olrak düşündüğümüz zaman “ yalvarmak , yakarı, yakarma. Birinden ısrarla, kendine acındıracak sözlerle, saygılı bir biçimde bir şey istemek” anlamlarına gelmektedir.
Baki’nin bir beytinde geçen “yalvar” sözcüğüne baktığımız zaman Baki Zsati ve Kanuni döneminde yalvar adlı bir tür para olduğu da anlaşılır. Kanuni döneminde kullanılan bir tür gümüş para birimi olarak ifade eden kaynaklar da bulunmaktadır.
Güzeller mihri-bân olmaz dimek yanlışdur ey Bâkî
Olur va'llâhi bi'llâhi hemân yalvarı görsünler Bâkî
Güzeller mihri-bân- merhametli - olmaz dimek yanlıştır. Vallahi, Billahi merhametli -olurlar; yeter ki (âşıklar) yalvarı görsünler (veya sevgililer ”yalvar” adı verilen parayı görsünler.
Baki, bu beytinde yalvar sözcüğünü hem para türü hem de yalvarmak anlamlarına gelebilecek şekilde kinayeli kullanmıştır.
Yalvar sözcüğünün para anlamında da kullanıldığına dair birkaç örnek daha vardır. Bu örneklerde de görüleceği gibi sevgili ile vuslata vermek veya sevgiliyi elde etmek işinin eskiden de para- yalvarı – vermekle mümkün olduğu ortaya çıkar.
Gönül yalvarı verdi akıbet dildârı germetti
Niyâz-ı sikke-i rayiçle ol bâzârı germetti Sezâi
Vuslât-ı hubân ise maksudun ey dil varı ver
Hem dahi yalvarı ver ondan visâle varı ver Nesib