Şu yorgun gönlüme yıllardan beri,
Dinmeyen bir sızı tebelleş oldu.
Son defa göreyim ne olur seni,
Ayrılık ateşin bana eş oldu.
*
Gamzeli gülüşle yüzüme bakan,
Bir yıldız misâli sineme akan.
Ateşler içinde Kerem’i yakan,
Kara sevda başa gelmez iş oldu.
*
Ateşlere atıp giden yâr ise,
Sinemdeki bu kızılkor nâr ise.
Her gecenin bir sabahı var ise,
Vuslât denen hayâl ile düş oldu.
*
Şu gönül kuşumu yürekten vurdun,
Bekle beni geleceğim diyordun.
Bekletmekten inan beni çok yordun,
Hasretin bağrımda kara taş oldu.
*
Arasatta sensiz bi-mecâl kaldım,
Elemi,kederi yanıma aldım.
Hüznümü hasretin gölüne saldım,
Gözümden düşerken acı yaş oldu.
*
Zemheri ayında kalsam üşüsem,
Çaredir diyerek ağılar yesem.
Sensiz geçen günü saymadım desem,
Ömür hitam buldu ellibeş oldu.
Yorumlar
Seferi Nurcan Ören
Bir çırpıda okunuveren, ama güzel duygular uyandıran bir koşma... Gönlünüze sağlık...Bazı tereddütlerimi belirtmek isterim, affınızı mahsûben: İkinci dörtlükte "Gamzeli gülüşüyle yüzüme bakan, bir yıldız misali sîneme akan" sevgili, neden beni değil de Kerem'i yakıyor? O mısra; "Beni Kerem gibi ateşte yakan" olabilir miydi? Aynı dörtlüğün son mısraında özne değişip "Kara sevda" olmuş, oysa "Gamzeli gülüşlü, sineme akışlı" (sevgili)'ydi. Üçüncü dörtlükte de sevgili ateşlere atmış, sinemiz korlarl...
Aytül Kaplan
Şiirin kurgusunda çok saf bir samimiyet gördüm..çok güzel sayın hocam..teşekkür ederim..saygılar...
VUSLÂT DENEN HAYÂL İLE DÜŞ OLDU
6
2
6