[fe˓ilātün / fe˓ilātün / fe˓ilātün / fe˓ilün]
1. vermedi būse kirās-ı leb-i mey-nūşundan
ẕevḳ-yāb etmedi ol meyve-yi mayḫōşundan
2 güpegündüz görünen necm-i şeb-āhenge mi7āl
rūyuna şu˓le düşer cevher-i mengūşundan
3 dökülüp ṭurreleri gül yüzünü göstermez
p/ç ü tāb üzreyim ol sünbül-i gül-pūşundan
4 ḳucaġımdan kim alır āh o ṭıfl-ı nāzı
çıḳsa bir kerre hele dāyeniŋ āġūşundan
5 nefes-i ḫüşkü ile va˓de-yi kemmūn-ı kibār
ḫalḳı s/r-āb-ı üm/d etmededir gūşundan
6 z/ver-i ẕāt gerek yoḫsa ḳalır ˓uryān-ten
cāhiliŋ çıḳsa o zerr/n-ḳabā dūşundan
7 mevc-ḫ/z olsa ne dem lücce-yi ṭab˓-ı Vehb/
böyle gevher çıḳarır s/ne-yi pür-cūşundan
Yrd. Doç. Dr. Ahmet YENİKALE, SÜNBÜL-ZÂDE VEHBÎ DÎVÂNI, Kahramanmaraş 2012