Toplumcu gerçekçilik anlayışı Rusya’daki Bolşevik ihtilalından sonra kendisini hissettirmeye başlamış;  Rus şair Mayakovski’nin izinden giden Nazım Hikmet, Beşir Fuat ve Ercüment Behzat Lav gibi Marksist görüşteki şairler ile Türk şiirine de girmiştir.

 

Toplumcu gerçekçiler geleneksel şiir kalıplarına, bilgisine, birikimlerine, kurallarına aykırı duran sanatçılardır. Toplumcu gerçekçiler şairler şiirde şematik özellikleri önemsemeyen, şiir şablonlarına , şiirin klasik kaidelerine karşı çıkan kişilerdir.   Sanatkârane kurallardan, estetik kaygılardan çok uzakta durmuşlar;  biçimselliği dışlayarak; şiirlerinde siyasi düşüncelerini aktarmaya çok önem vermişlerdir. Bu yüzden toplumcu gerçekçi şairler; şiiri nesir gibi yazan,  serbest nazmı tercih eden, kafiye, redif, söz sanatları ve nazım şekilleri gibi şiir birikimlerini önemsemeyen, sanatkârane olmak yerine konuya önem veren sanatçılar olmuşlardır.  Yine de Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Ahmet Arif, gibi şairler,  ahenge önem vermiş; ses ve kelime tekrarları hatta serpiştirilmiş kafiyeler ile ritim ve melodi oluşturmaya gayret de etmişlerdir.

 

Şiir sanatını yüceltmek yerine Materyalist ve Marksist dünya görüşünü dayatmaya odaklanan bu sairler; şiiri düşüncelerini yaymak aracı olarak kullanmışlar;  bu amaçlarına halkçılık, köycülük ve hümanizm kavramları üzerinden ulaşmaya çalışmışlardır.  Evrendeki her konu şiirin konusu olabilir düşüncesine kavuşarak konu açısından şiire sınırsız bir zenginlik katmışlardır. Yine de şiirlerinde işledikleri konular; düzeni eleştiri, sosyal adaletin sağlanması, eşitsizliklerin ortadan kalkması, halkların eşitliği ve kardeşliği; ezilen, sömürülen köylüler, fakirler; insan sevgisi, insanların eşitliği gibi hümanist konular;  köyden kente göç olarak sınırlandırmak mümkündür.

 

Toplumcu gerçekçi şairler sanat halkın yararına olmalıdır düşüncesi ile hareket ettiklerinden halka tarafından en kolay şekilde anlaşılmayı hedefleyen şairlerdir. Amaçları ideolojilerini halka aşılamak olan bu şairlerin dili halkın en basit şekli ile anlayacağı bir dildir. Bu yüzden dilleri sade, yalın, yabancı kelimelerden uzak, kolay anlaşılan, süssüz, sanatsız hatta mecazsız yalın bir dil olmaktadır.

 

Düşüncelerini yaymak konusundaki ısrarlı tutumları onları çatışmacı bir mizaca sürüklenen bu şairlerin pek çoğu, mevcut düzenin yasaları ve yöneticileri ile mücadele etmeyi bu nedenle hapse düşmeyi, sürgün edilmeyi hatta itibar kabul etmiştir.  Devrimci ve Marksist düşünceleri, inatçı, mücadeleci ve aşırı eleştirmen tutumları yüzünden pek çoğu hapse düşmüş, bazıları ülkenden bile kaçmak zorunda kalmış, bazıları ise belki de bu yüzden hayatını kaybetmiştir.

 

Toplumcu Gerçekçi Şairler

Beşir Fuat,

Hoca Tahsin Efendi,

Abdullah Cevdet,

Nazım Hikmet,

Sabahattin Ali,

Rıfat Ilgaz,

Ercüment Behzat Lav,

Ataol Behramoğlu,

Ceyhun Atuf Kansu,

Ahmet Arif,

Şevket Süreyya,

Enver Gökçe,

Şükran Kurdakul,

Hasan Hüseyin Korkmazgil,

Mehmet Başaran,

Can Yücel,

Ahmet Oktay,

Necati Cumalı

Özdemir İnce,

Eray Canberk,

Gülten Akın,

Attila İlhan,

Kemal Özer,