Şartlanmış ve sınırlanmış bir mantık kalıbı ile algılayıp
yargılamaktayız. Bu nedenle blokajlayan, zorluk çıkaran bir öğrenme koşulu
içindeyiz. Bir iki bölüm sonra zorlanan bir anlama ve anlatma olacağını
sandığım bölümler nedeniyle bu seriyi birer Word sayfası olukla yayınlayacağım.
İnsan çevresinin ürünüdür. Yani hayat doğal ve organik
oluşumlu özne sistemin ürünüdür. İnsan organik bir özne nesnellik, kolektif bir
özne sosyallik ve üstel çarpanla kolektif bir özne toplumsaldı.
Bana göre insanın insanlığı önce tüm diğer sosyal hayatlar
gibi sosyal zekâyla belirimdi. Sonra da kolektif ile üreten toplumsal zekâydı.
Zaten insan insanlığını üreten, ittifak eden kolektif zekâ içinde elde etmişti.
Değilse ben insanım diye peyda olmamıştı.
İnsan neden sonra sağlatan ilişkilerle totem yapı içinde
oldu. Sonra üreten ve sağlatan ilişkiyle, toplum içinde olduğuna göre şimdiki
insan " tarihseldi. Ve sosyo-toplum denen sosyo toplumsa sentezli bir sistemin"
ürünüdür.
İnsanın zekâ yaşı içinde olunan topluma bağlı olarak;
kullandığı kolektif birim zamanlı bilgi ile ve bu bilgiyi işleyen, kategorize
eden kişisi kapasite ile bağıntılıdır.
Toplum; fizik, kimya, biyoloji ve sosyoloji yasalarıyla
anlaşılır ve bilinir. Fakat toplumu açıklama işi fizikle, biyolojiyle, kimyayla,
sosyolojiyle olanaklı değildir. Toplum ancak üreten ilişkilerle açıklanır.
Üreten ilişkiler insan odaklı veya insan merkezli fizik
kimya ve sosyoloji olmakla çevreye doğrudur. Ama üreten ilişkinin kendisi ne
fiziktir. Ne kimyadır. Ne sosyolojidir.
Başlı başına asla kişilerle olmayan kişilerin ortaklaşan
kolektif yapısıyla, kişi dışında oluşmakla kişilere imajı yansıyan üstel
çarpanla kolektif anlak alırdır (zekâdır). Kişisi beyin toplacı olmanın
ötesindedir.
Bir çapayla, bir tırmıkla, bir kazmayla insanı bir arada
giriştiren özne nesnel güç; üreten kolektif ilişkili güçtür. "Alet işler
el övünür” dedirten anlam özne nesnel girişmeyle yine üreten kolektif ilişkili
güçtür.
Anlam ilişkisi olarak kolektif anlak alırda (zekâda) ve
kolektife ait deneyde, olanlarla; atom ve atom üstü durumlarla dünyamızda
olanlar vardı. İnsan dışındaki organiklerin ne zekâsında ne düşüncesinde ne de
deneysel gerçekliklerinde kuantum dünya yoktur.
Zaten insandaki kuantum dünya da kişisi deneyli, kişisi
anlak alırla bir dünya olmayıp; kolektif zekâlı kolektif anlak alırla, kişisi
kapasite kullanımıydı. Kuantum dünyada frekansa, spine ve spin yönüne bağlı
belirmelerle bir renk yükü vardı. Bunlar üssü durumlu kuantum düzey ve düzlem
ilişkileridir.
İyon atom düzeyli parçacık yük devinmesiydi. İyon devinmesi
moleküler devinmeye dönüşmekle türlü nesne ve organiklerin düzey düzlem
ilişkilerine olanak durumlar ortaya çıktılar. Yani başlangıçta ne organikler
olasıdır. Ne moleküler organiğin “ben diyen özne bilinci” vardı.