Sadırında var olan sevgi, samimiyet, sadakâtini uyandırıp bu hasletlerle sebatla yol alan biri ne yolda kalır nede yolda bırakır. Insan insanın umudu yada kurdudur. O birini arayan önce başkasının "o biri" kendisi olmalı sonra "bir"e taşınılacak vasıta olmalıdır. En uzak olan sadece sanıdan ibarettir yani her zaman her ne aranıyorsa aslında en yakındadır. Insan aklının artı diyebilmesi için eksiyi de tanıması gerekir. O nedenle genelde insan kaybetmek üzerinden sınanır. Dolayısı ile akıl, iyi kötü, sıcak soğuk gibi kayıp ve kazançlarını da bu kıyaslar üzerinden anlamaktadır. Bu dışarıdan bakıldığında önce hoş gözükmese de ruhun arzusu olan "ol" mak yolunda gerekli tecrübeler için birer vasıtasıdır. Rahat üzerine kurulu düşünce ve isteklere müptela olan insanın bedensel yanı için sıkıntılara itiraz etmek haklı gerekçeler olabilir. Fakat ruh dünyaya ait bir kavram olmadığı için maddesel üstünlük, refah ona katkı yapmaz. Işte iki tarafın farklı istekleri karşısında karmaşa içerisinde kalan insan ancak döndüğü iç dünyasında sükun bulabilir. Içeri ihya olmadıktan sonra dış dünyayı imar etmekte mümkün değildir. Sevgiyle doğan insanın bozmadığı samimiyetine sadakât gösterdiği ölçüde meseleleri küçülür kendisi büyür. Hâlâ meselelerinin büyüklüğü söz konusu ise o zamanda meseleler o insanı küçültüyor demektir. Zehra Asuman