Bölünmüş uykuların sebebinde sen varsın
Söner tüm aydınlıklar dört yanımda karanlık
Beden nâr'da yanarken içimde kor çirasın
Beklediğin son bu mu, cehennemi bir anlık
Verdiğin ızdırabı vicdanında taşırsın
Vuslatın pençesine düşer sende anlarsın
Anlıma çizgilerden kader sınırı çizer
Gözden gönüle akan yorgun hayaller kalır
Esen yel okşadıkça tenime yağmur düşer
Hülyaya takılan gam hasret yükünü taşır
Seni ruyalarımdan, atsam uykumu böler
Çiseler usul usul vurur gönlü eşeler
Zindan taşları kaygan ,zemin erimiş san ki
Onca geçen yılları yorgun duvarlar saklar
Şahittir acılara geçmiş zaman olur ki
Çığlığı kulağım da, ayrı sesler yankılar
Yosunlaşmış anılar duvarda durur bil ki
Merhametsiz anlarda, sarhoş ritminde saki
Seherin ışıkları düşerken zirvelere
Bir sevgili uyanış o nazlı duruş çöker
Yeniden hayat başlar ruhun düştüğü yere
Tende yoğrulan ömür akıp gider makbere
Dilden dile dolaşır asırlar alır gider
Ardından bir hikaye, miras kalır bizlere
Bu kutlu yolculukta ne destanlar yazılmış
Pare pare gönülle kimbilir nerde şimdi
belki uzak zamanda tabletlere kazınmış
Kimi Leyla ve Mecnun kimi Ferhat Şirin'di
Ardından Kerem Aslı seven Mem ile Zin'di
Bedenler toprak olur sevda ölümsüz idi
aşkın dilinde özlem, bir kayıp cennet imiş
Sonsuzluk sarmalında geçip giderken zaman
Hangi ana hükmettik bu yokluk diyarında
Gönlümüzde fırtına esiverir pek yaman
Yeşerir tüm acılar beklenmeyen bir anda
Kapanıp yastığına başında al al duman
Yükselir göklere dek gönül sevdaya harman
Katline ferman çıkar, ulu han otağında
Rumuz: Umut Işığı
Ecir Demirkıran