Osmanlıca yazılışı: mebde - مبدأ

İngilizce : principle

Fransızca :  principe

 

Mebde Kökeni ve Türevleri

Mebde Arapça kökenlidir ve "başlama yeri, orijin, köken" anlamlarında sözcükler üretilen “badˀ بدء  “ kökünden gelir.  [1] Bu nedenle başlama, başlangıç anlamındaki bidāˀat ͭ [2]بداءة , başladı, yeniledi anlamında badaˀa بدء , örneksiz olarak yaratma anlamına gelen ibdâ’ , “varlıkları başlangıçta yoktan icat eden ve sonra onları tekrar yaratan” anlamındaki mübdi‘ ve mûîd, ve mebde sözcükleri aynı kökene dayanır.  Mebde sözcüğünün çoğulu ise mebâdî sözcüğüdür.

 

Sözlük Anlamları

Mebde sözlüklerde:  “başlamak, meydana gelmek; bir işi başlatmak, icat etmek” anlamında bed' ve “geri dönmek; yeniden yapmak, bir işe ikinci defa başlama”[3] Kök, asıl, kaynak.

Başlama, zuhûra gelme sebebi, İlke, unsur, umde, prensip:[4] yaratılıştan önce Allah’tan başka hiçbir varlığın mevcut olmadığı âlem, anlamlarıyla izah edilir.

 

Tasavvufta Mebde

 

Bilimler, âlemin ve varlıkların başlangıcı, yaratılışları,  değişimleri hakkında kesin ve bilimsel cevaplar verememiş; felsefeciler ve tasavvufçular da bu sorulara kendilerince cevaplar üretmişlerdir. Fiziki bilimler dünyadaki başlangıcı ve değişimi ilmen ispat edememiş,  bazı felsefi düşünceler ve tasavvuf varlığın ortaya çıkışını  bir yaratıcının irade ve kudretiyle açıklamaya gayret etmiştir.

 

Mebde,  İslam tasavvufunda devir nazariyesi içinde “ varlıkların var olması nasıl başlamıştır ve sonları ne olacaktır” sorusuna verilen tasavvufi bir cevaptır.  Tasavvufçular devir nazariyesinde mahlûkların (yaratılmışların) nasıl ve nereden geldikleri, nasıl yaratıldıkları, yaratılış hikmetleri, sonlarının ne olacağı, yok oluş veya ölümlerinden sonra ne halleri bürünecekleri sorularına mebde ve mead anlayışı ile cevaplar vermeye çalışmıştır.

 

Devr nazariyesi Allah’tan gelip tekrar O’na döneceği inancına dayanan tasavvufî bir düşüncedir.

Beden öncesi var oluş inancına göre insan Tanrı’yı tanıdığı, onunla aşina olduğu “elest” ten beri vardır.Âlemi yaratan Allah bezm-i elestte ruhları huzuruna toplamış “ Ben sizin Rabbi’niz değil miyim? “ diye sormuş, ruhlar da “"belî - evet “diye ikrar etmişlerdir. ( bkz Bezm-i Elest Elest Bezmi Nedir)   Allah, kendi güzelliğini görmek istemiş;  kün ( ol ) deyince kâinat vücut bulmuştur. Kâinatı yaratan Allah, gayesi olan insanı da yaratmış insan-ı yaratırken de ona kendi ruhundan üflemiştir.

 

Mebde inancı “Allah’ın gayesi olan insan’ın” Allah’ın ruhundan üflenmesi noktasından başlayarak insan bedenine ulaşana kadar sürekli düşüş ve dönüşüm evresine dayanır.

 Bu anlayışa göre varlıklar “ mutlak varlıktan ayrılan ilâhî nurdan gelip çeşitli cisimler ve bedenlere girdikten sonra insan ve kâmil olana kadar cismen devredip dönüşerek en sonunda geldiği yer olan ilahi nur ile bütünleşecektir. Çünkü rûh bu aleme gelirken “ona rûhumdan üfledim” sırrıyla geldiği yere geri dönmek isteyecek sürekli düşüş ( mebde) sürekli yükseliş süreçlerinin sonunda kâmil olacaktır. Kısaca insan ve ruhu için bu yolculuğun gayesi kâmil olabilmek yani olgunlaşmaktır.

 

Varlıkların ilahi nurdan nüzul etmeye başlaması kavs- ı nuzul ( iniş kavsı ) mebde yani başlangıçtır.  İlahi nurdan ayrılan varlıklar sırayla küllî akıl, dokuz akıl, dokuz nefis, dokuz felek, dört tabiat ve dört unsur seviyesine kadar düşer. [5]Mebde ve kavs-ı nur Tanrı nurunun topraktan madene, madenden bitkiye, bitkiden hayvana, hayvandan insana sürekli değişim ve düşüş haline denmektedir. ( bkz Devr Ruh Göçü İnancı Tenasüh ve Devriye )

 

Mevlânâ bu düşünceleri “sazlık ve kamış” hikâyesi,  Attar ve Gülşehri’nin Mantıku't Tayr adlı eserlerinde alegorik olarak çok güzel işlenmiştir.

 

Sürekli düşüş olan mebde sürecini geçen varlıklar yeniden yükselişe ( meada ) geçer ve sürekli dönüşüm ile sırasıyla madde, maden, bitki, hayvan, insan ve kâmil insan mertebesine kadar yükselecektir.

 

Rûh, çeşitli varlıkların cisimlerinde geçerek “cansızlar, bitkiler ve hayvanlar  maddi âlemdeki halinden  besinler yolu ile    baba beli ve ana rahminde meni ve emsaç denen erlik ve kadınlık suyu haline gelir.  Yani  meni ve emsaç ; hava, su,  ateş,  yel ve gök ile birleşen canlılar ve cansızlar aleminden yetişen yiyecek ve içeceklerden nüzul eder.  Yani doğadan yenen nesneler meni ve emsac haline gelerek sperm ve yumurta haline dönüşür.” [6] Yani insan mutlak varlığın cisminden koparak nüzul aşamasını tamamlayarak ana rahmine kadar gelir.  İnsan bedenine girdikten sonra kalp ile nefis ortaya çıkar.

 

 Tüm bu sürekli düşüşler ve yükselişler ilahi nurdan ayrılıp kâmile mertebesine ulaşana dek süren devrler ve dönüşümler sonucunda ruhun geldiği yere geri dönmesiyle sonuçlanır. Yani varlığın başlangıcı ilahi nurdur.  İlahi nurun sürekli düşüş ve sonrasında sürekli yükselişin nihayeti kamil insan mertebesine ulaşmaktır. Kamile mertebesine ulaşmak demek ise yeniden ilahi nur ile birleşmesi ruhun geldiği yere yeniden dönmesi demek olur. Bu anlayışın veciz ifadesi “ Allah’tan gelip geri Allah’a dönmektir. “

 

Mebde ve mead anlayışına göre, insan Tanrı’nın gayesidir. Varlıkların ölüm veya yok oluşu değil ruhun ve cismin değişimi ve dönüşümü söz konusudur. Şu halde hayat bir son olmayacak, dünyanın peşinden ahiret gelecektir.

 

Yoktur bilen cihâna gelenlerde mebdei

 Bilmez meâdı bezm-i fenâdan giden dahi Ali Rûhî Bey

 

İLGİLİ LİNKLER:  

 

Hulûl Nedir Tanrı Bedenlere Girer İnancı

Devriyye Arşiye Örnekleri

Türklerde Kalenderilik ve Tarihçesi

Kalenderilikte İslamiyet Dışı Etkiler

Kalenderilik Felsefesi Fikriyatı ve Yaşama Biçimleri

Tarihte Abdal ve Kalenderi Zümreler

Şeyh Bedrettin Hayatı İsyanı ve Fikirleri

Şeyh Bedrettin'in Fikirleri T. Münzer Hegel ve Reform Hareketlerine

Vahdet _i Vücut Nedir Tanımlar ve İzahları

Vahdetname Abdürrahim Karahisari

Tasavvufta Deniz Damla ve Vahdet



[1] https://www.etimolojiturkce.com/kelime/mebde

[2] https://www.etimolojiturkce.com/kelime/bidayet

[3] İLHAN KUTLUER, https://islamansiklopedisi.org.tr/mebde

[4] https://lugatim.com/s/mebde

[5] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/devr-ruh-gocu-inanci-tenasuh-ve-devriye/86331

[6] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/devr-ruh-gocu-inanci-tenasuh-ve-devriye/86331