DUVAR
Gözünden nuru çekilen nesne,
Ey rüzgar akıt gözyaşlarını,
Ne iğrençsin dayanılmaz nefesine,
Kalın örtüler örtsün günahkar gidişini
Pencere;
Karşımda oynayan çılgın rakkase
Ey zincirlere vurulmuş fikir
Takıldı heves bir nazik sese
Hayat me’lȃne ve soysuz devir
Gök içimde yol, yıldızlar yolcu
Meçhulde bir han, mutlu bir belde
Çöl istemez oldu bulutlardan su
Tayfalar isyanda, batan gemide
İKuşun gönlünde yer eden heves
Bir katre göğsünden taşar evrene
Dünya çırpınışına, daracık kafes
Bu sanat sanatı hakken bilene
Hayat duyguya barınan tutku
Son demde boğazdan fışkıran nefes
Tozpembe hayat bunu da yuttu
İdamlık oldu hakka giden ses
Bu bir yığın kemik haşmetli insan
Fikir ökçesini almış yürümüş
Geride kupkuru iskelet kalan
Bir sal ki salda hayat çürümüş
Ecir Demirkıran