Tak Nedir

Osmanlıca: tâk  تاک / طاق

Tâk Nedir Kökeni Sözlük Anlamları

Tâk  تاک / طاق sözcüğü Farsça kökenlidir. Farsçada yarım daire şeklinde kavisli ve kemerli, anıtsal giriş kapılarına tâk denilmiştir. [1]

Tâk sözcüğü Arapçaya kemer veya taç anlamı ile girmiştir. Tâk sözcüğü sözlüklerde: “Bina kemeri. Eyvan, yarım daire şeklinde kapı ve pencere üstü. Çardak. Kubbe. Kavisli bina. “[2] Olarak ifade edilmektedir.  Tâk sözcüğünün Türkçede anlamca karşılığı çardak sözcüğü olarak gösterilir. Ancak çardak sözcüğü Farsçada dört kemer anlamına gelen çehar ( dört ) ve tâk birleşik sözcüğünden bozularak Türkçeye giren içinde “tâk” sözcüğünün de geçtiği

Tâk-i Kisra Nuşirevan


Tâk Türleri ve Yapılış Amaçları

Tâklar, özel günler, zaferler anısına üç tarafı kapalı ve üstü, tonoz denilen uzun, dikdörtgen bir kubbeyle örtülü eyvan şeklinde veya kemerli olarak inşa edilen mimari yapılardır. Taklar çoğunlukta şehirlerin girişlerine, önemli bulvarlara, anıtsal binalara vb görkemli giriş kapıları olarak yapılır. Pek çok medeniyette kazanılan zaferler, elde edilen büyük başarılar, bağımsızlığın kazanılması, ihtilal, devrim, gibi yaşanan önemli olaylar şerefine anıtsal taklar yapma geleneği vardır.

Romalılarda imparatorların kazandıkları zaferler anısına görkemli zafer tâkları inşa ettirme geleneği vardır.  Pers ve Sasani imparatorları da görkemli tâklar ve ayvanlar yaptırmışlardır. Anıtsal tâklar şehrin giriş kapılarına, önemli caddelerine meydanlarına konulur. Bu tip taklar kalıcı, görkemli, semboller, kabartmalar heykeller ile süslü dayanıklı malzemelerden yapılmışlardır.

Taklar, zaferler, özel günler, üstün başarılar adına yapıldıkları gibi sarayların, kiliselerin,  camilerin, büyük yapıların ana kapıları da taç kapı, ana eyvan veya tâk olarak adlandırılır.

Gotik mimaride binaların cephelerini süslemek için kullanılan kemerlere de tâk denmiştir. Arapça, Fars Türk ve İslam mimarilerinde sarayların, medreselerin, camilerin ve diğer büyük yapıların taç kapıları veya büyük eyvanları da bir çeşit tâk olmaktadır. Bina, cadde, bulvar şehir girişleri için karşılama kapısı olarak inşa edilen çeşitli tâklar vardır.

Bayramlar ve festival vb için caddelere geçici kurulan, günün anlam ve önemine göre yazı, çiçek vb. ile süslenen taklar da vardır. Bu tip tören tâklarının üstüne, günün önemini belirten sözlerin yer aldığı levhalar, pankartlar, yazılı bezler asılı

Divan Edebiyatında Tâk


Divân şiirinde tâk sözcüğü daha ziyade Acem Kisralarının ( Sasani hükümdarlarının ) yaptırdığı sarayın önündeki Tâk-i Kisra  adlı büyük eyvan, kemer veya kavisli kemerli kule, önündeki adaler zinciri ve kulesinin üzerindeki adalet çanı anlamları ile karşımıza çıkar.  (Tâk-i Kisra Hakkında Detaylar Divan Şiirinde Nuşirevan Adaleti- Adalet Zinciri Tâk-ı Kisrâ Eyvân-ı Kisrâ ve Adalet).

Divan şairlerinin tasavvurlarında efsanevi bir hale gelen Tâk-i Kisra esasında tarihi olarak da mevcut bir mimari esere dayanmaktadır. Bu yapı veya tâk, Sasanilerin en meşhur hükümdarı olan I. Hüsrev Nuşirevan ‘un Bağdat yakınlarındaki Medayin’de yaptırdığı devasa sarayının tac kapısı olmaktadır.

Divan edebiyatında da yer alan efsanelere göre Nuşirevan'ın inşa ettirdiği bu sarayın kapısı Peygamberimizin doğduğu gece kendiliğinden yıkılmıştır. Ancak bu saray ve kapısı günümüzde de kısmen ayaktadır.

Divan şairleri gökkubbe ve felek için de "nüh-tâk (dokuz tak)" deyimi kullanmışlardır. Çünkü onların inançlarına göre gök kubbe dokuz kattan oluşur. Sevgilinin alnı, eyvana veya kemere olan benzerliğinden dolayı tâk ‘a benzetilir.  Özellikle sevgilinin kaşları hilâl veya mihraba olan benzerliğinden dolayı tâk’a veya tâk-i kisraya benzetilir. Kimi şairlere göre tâk meyhane köşesi veya şarap fıcısı olmaktadır. Divan şiirinde küçük tâklar "tâkçe" adı ile anılır.

KAYNAKÇA