Taht Kökeni Anlamı Tarihte Şiirlerde Taht
Osmanlıca yazılışı : Taht تخت
Taht تخت , kelimesi Farsça (Pehlevice veya Partça) kökenli bir sözcüktür. [1] Sözlüklerde “oturma yeri, divan, hükümdar makamı “ ,” büyük, süslü koltuk”, “yatmak veya oturmak amacıyla hazırlanmış zeminden yüksek yer” anlamları ile tarif edilir.
Arapçadaki serîr, kürsî ve arş sözcükleri taht ile aynı anlama gelmektedir. Örneğin Davud ve Süleyman peygamberler ile Firavun ’un tahtlarına arş adı verilmiştir. [2] Tahta manası ile alakadar olduğu için de olsa gerek taht, Farsçadan dilimize aynı şekilde girmiştir. Dilimize de girmiş olan tahtelbahir (Arapça, denizaltı ) tahtırevan ( köleler, deve, fil, at ile götürülen, üstü örtülü, insan taşınan, tekerleksiz araç) , tahtırevalli, taht odası ( elçilerin kabul edildiği oda ) taht kadısı (İstanbul’da kadılık yapan kadı) l sözcükleri de taht ile ilgili sözcüklerdir.
İlkçağ ve Mezopotamya kültürlerinde taht, tanrıların oturdukları koltuklar olarak betimlenmiştir. Hıristiyanlıkta en yüksek kademelerdeki din adamlarının tahtta oturabilmeleri dini inançlar ile tahtın bağını göstermektedir. Ancak taht; ilkçağlarda tanrıların oğulları, sonraki çağlarda ise Allah’ın yeryüzündeki kırbaçları, görevlileri, gölgeleri olarak kabul ettirilen, kralların, hakanların, sultanların padişah ve halifelerin saltanat sembolüdür. Saltanat sahibi hangi şehirde taht kurmuş ise o şehir başkent yani pây-taht (başşehir) kentidir. Taht sözcüğü taç ile birlikte kullanılır. Tac ve tyaht hükümranlık alametidir. ( bkz Taç Nedir Tâçname Tâç ve Taht )
Diğer devletlerde de olduğu gibi Türk, Arap, Fars kültürlerinde de tahtlar ahşaptan yapılmış olsalar bile altın ve mücevherlerle süslü, çok görkemli hükümdar koltuklarıdır Tâç ve taht , hükümdarlık alametleridir ve tahta çıkan her hükümdara özel taht ve taç yapılmıştır. Tâç ve taht hükümdarların görkemini, kudretini, fetihlerini, zaferlerini, hükmettikleri ülkeleri, inançlarını vb yansıtan semboller ile de doludur. Bu semboller çeşitli değerli taşlar, levhalar, altın gümüş, ipek, teller ve iplikler ile işlenmiştir. ( bkz Taç Nedir Tâçname Tâç ve Taht ) ahtın hükümdarın meclisinde bulunan kişilerle aynı seviyede olmaması gerekirdi; otağ ve salonlarda diğer resmî erkânın mevkiinden daha yüksek bir yere konulurdu.
Yazılı kaynaklar ve destanlar; İran kültürüne ait Asur, Pers, Sasanı imparatorlarının çok altınlar, yakutlar, elmaslar, inciler ile süslü görkemli taçları ve tahtlarından söz ederler. Arap ve İslam kültürüne taht Emeviler ve Muaviye ile birlikte girmiştir. Abbasi, Fatimi, Eyyubi, Memluk hükümdarları da Allahın, halifesi, gölgesi sıfatları ile görkemli tahtlarda oturmuşlardır.
Taht kültürü, Türk hakanlarında da vardır. Türklerde doğu tarafı kutsal kabul edildiği için hakanların tahtları doğuya dönük şekilde konulmuştur. Göktürk Kağanlarının atla çekilebilen iki tekerlekli altın tahtlar üzerinde oturdukları (Chavannes, s. 301)[3] yazılı kayıtlarına geçmiştir. Hun, Göktürk, Uygur hakanlarının tahtlarının olduğu bilinmektedir. Uygur kağanları sekiz köşeli tahtlarda betimlenmişlerdir. [4]
Yazılı kaynaklar Gazne Sultanlarının yakut, zümrüt, inci, fîrûze gibi kıymetli taşlarla süslü tahtlarından övgüyle söz ederler. Selçuklu ve Osmanlılarda saltanata çıkan her sultana özel taht ve taç yapıldığını özel günler için özel yapılmış tahtlar yapıldığını biliyoruz. Örneğin padişahların arz odası, bayram, düğün ve sünnet törenleri, arz çadırı ve sefer için özel yapılmış farklı farklı tahtlarının olduğu bilinmektedir.

DİVAN ŞİİRİNDE TAHT
Divân şairleri özellikle padişahlar için yazdıkları şiirlerde kasidelerde, padişahların gerçek taçları ve tahtlarından da söz etmişlerdir.
- Eyleyelden şâh-ı gâzî taht-ı ‘Osmâna cülûs
- Feth olup Rodos keser oldu bilâd-ı Engürüs Gelibolulu Sun'i
Divan şairleri gerçek sultanlar ve padişahlar dışında mensubu oldukları tarikatlarının şeyhlerini, Hz. Hasan ile Hüseyin’i ve üstat kabul ettikleri şairleri de sultan olarak görürler. Dolayısı ile şeyhlerin tahtını post, Hz. Ali, Hasan ve Hüseyin’in tahtını ise gönüllerinin tahtı olarak görürler. Güneş, semadaki tahtında oturan bir sulatandır. Ramazan ayı veya mevsimler de sultan olarak görülürler.
Kimi divan şairleri ise meyhane köşesini veya şarap fıçısını taht olarak kabul eder. Harabat ehli, rindane veya ayyaşların gönlündeki taht, meyhane ile alakalı mekanlarda bulunur.
Pây-i hum taht olur meşreb-i şâhânemüze
Halkadur dîde-i Cem dergeh-i mey-hânemüze Arpaeminizâde Sâmî
Ancak divan şairlerinin zihnindeki taht; genellikle sevgilinin makamı ve aşığın gönlündeki soyut bir taht olmaktadır. Sevgili güzelliği ile güzellerin şahıdır. Âşığın gönlü sevgilinin tahtıdır. “Sevgili denen sultan, gelip o tahta oturmuştur… Felek, gül, ve alın birer taht olarak düşünülür.” [5] Divan şirinde âşıklar köle veya av iken sevgili ise erişilmesi mümkün olmayan sultanların sultanıdır. Padişah şairler dahi sevgili karşısında padişahlıktan vazgeçip, kul köle durumuna düşmeyi seçmişlerdir. Âleme diz çöktüren sultanlar sevgili önünde diz çöküp onun kölesi olurlar.

- Merdumu dideme bilmem ne fusun etti felek
- Giryemi kıldı füzun eşkimi hun etti felek
- Şirler olurken pencei kahrımdan lerzan
- Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek Y.Sultan Selim Şiir Örnekler
- Tâc-ı Key hüsrev gerekmez lîk Hak'tan rûz u şeb
- Kullarınla kendimi kapında derbân isterem Ahmed Paşa
- Cân u dil tahtına şâh-ı ercemendüm gelmedi
- Bûstân-ı lutfa serv-i ser-bülendüm gelmedi Ravzi Şiirleri Balıkesir 16. Yy
- Taht-ı cefâya kim o şeh-i bî-vefâ çıkar
- Cânum dem-i nezâre içün rû-nümâ çıkar Sâkıb Dede Şiirleri 17. Yy
- Kankı ‘âşık ki gubâr-ı reh-i cânân olmış
- Tahtını yel götürüp kendi Süleymân olmış Gelibolulu Sun'î Şiirleri
- Taht-ı sultân-ı hayâlindir çü gönlü Ahnıed'in
- Devlet-i hüsnünde ey şeh ııiçün abadâıı değil Ahmed Paşa
- Ey pâdşeh-i taht-i serâ-perde-i levlâk
- Cibrîl-i emîn şem’üne pervâne-i çâlâk Arpaeminizâde Sâmî Ş
- Geldi şitâda tahtına sultân-ı kâm-yâb
- Gûyâ takaddüm eyledi tahvîl-i âftâb Şeyhülislam Yahya Şiirleri
- Halk, âşık ve çağdaş şiirimizde de taht farklı anlamları karşımıza çıkmaktadır.
- Beni tahttan indirdiler
- Beni tahttan indirdiler
- Dört çifteye bindirdiler
- Tersaneye gönderdiler
- Uyan Sultan Aziz uyan
- Bak ne hale geldi cihan Çankırı Türküleri
İLGİLİ LİNKLERİMİZ
- Sultan Nedir Kökeni Sultan Sevgili Hükümdar ve Şeyh
- Sevgili Klişeleri Divan Şiirindeki Sevgilinin Vasıfları
- Rakîb Nedir Divan Şiirinde Âşık ve Rakipleri
- Rakîp Nedir Divan Şiirinde Aşık Rakibİ ve Sevgili
- Muhib Nedir Tasavvuf ve Divan Şiirinde Muhip
- Diba Canfes Kemha Seraser Zerbaft ve Divan Şiirinde Saraylı Giyisileri
- Divan Şiirinde Sevgili İmajı ve Sevgili Benzetmeleri
- Divan Şiirinde Aşk ve Beşeri Sevgili
KAYNAKÇA
[1] https://www.etimolojiturkce.com/kelime/taht1
[2] ERDOĞAN MERÇİL, https://islamansiklopedisi.org.tr/taht
[3] E. Chavannes, Çin Kaynaklarına Göre Batı Türkleri (trc. Mustafa Koç), İstanbul 2007, s. 301.
[4] Emel Esin, “Orduğ: Başlangıçtan Selçuklulara Kadar Türk Hakan Şehri”, TAD, VI/10-11 (1968), s. 150
[5] İskender Pala , Ansiklopedik Divan Şiir Sözlüğü, s.450