Çivili ayakkabılarıyla dolaşıp duruyordu, kalbimin her yerinde. O kadar dedim "Hoş geldin. Gel, otur, şöyle... Keyfince kurul, çıkar ayakkabılarını ben sana terlik vereyim." Yok... Dinlermiş gibi yaptı, daha beter batırdı çivileri. 

 

Tamam dedim laftan anlamıyor, ben de yokmuş gibi davrandım. Olmadı arkadaş... Gittikçe açtığı yaralar daha da derinleşti. E acımasını geçtik, dışardan da fark edilmeye başlayınca...

 

Benim laftan sözden anlamayanlarla, âh dedikçe oh diyenlerle, hatta sitemden öteye gidemeyen imalarımı yanlış anlayan geri zekâlılarla ne işim olur? Kovdum gitti.

 

Giderken ayakkabılarına takılan parçalarımı da götürdü. Sadece yaralarım, kırıklarım değil, derin oyuklarım da var artık. 

 

Neyse ki hastanelerimiz iyi. Doktorlarımız iyi... Bir müddet gidip gelecez veya biraz takılacaz.

 

Yani... Dünyanın en müşfik, en nazik, en âşık biri de gelse bundan sonra, "TADİLAT DOLAYISIYLA KAPALIYIZ"