Osmanlıca yazılışı : ṭabīb طبيب
Tabib Kelimesi Kökeni Sözlük Anlamları
Tabib ve tıb sözcüğünün kökenini Antik Mısır’da mumyalama ve hekimlikte çok ileri giden Tep kenti olduğunu iddia edenler de vardır. Ancak genel kanata göre tabib sözcüğü Arapça, “ṭbb” köküne dayanmaktadır. Arapça; Süryanice, İbranice ve Aramice ile aynı kökenden gelen bir dil olduğuna göre tabib sözcüğünün Süryanice ve Aramice de “ tb”[1] kökünden gelen ve iyi anlamında olan ṭab, ṭabəthā sözcüğü ve iyileştirme anlamındaki “ṭiyyīb “sözcüğü eş kökenli[2] olduğunu savunan Nişanyan sözlüğünün görüşü mantıklı ve geçerli görünmektedir.
Tabib sözcüğü Arapçada “hekimlik yaptı” anlamına gelen ṭāba طَابَ fiilinin sıfatıdır [3] ve Aramice/Süryanice ṭb kökü ile eş kökenlidir. Şu halde Arapçada "iyi, güzel, hoş" anlamına gelen tayyib (طيب), ṭyb kökünden gelen “iyi, tatlı, mutlu kadın ” anlam taşıyan ve tayyib eril sözcüğünün müennesi olan tayyibe ile aynı köke dayanır. Tabib sözcüğünün “iyilik, sağlık, selamet “ anlamlarına gelen İbranice ṭawbah sözcüğü ile alakası da açıkça ortadadır.
Edebiyatımızda Tabib
Hekim ve doktor tabib sözcüğünün eş anlamlısıdır. Tabib sözcüğünün öz Türkçe karşılığı ise otacı kelimesidir. Lokman Hekim ve Lokman sözcükleri de eski edebiyatta nerede ise hekim ve tabib sözcükleri ile aş anlamı hale gelmiştir.
Divan ve halk edebiyatında Hekim, doktor, tabib ve Lokman, aşığın derdi yarası, çilesi ile ilgilenen aşığı tedavi etmeye çalışan bir kişidir. Tabîbler yaraları iyi etmeye gelen, aşığa çareler sıralayan, dertleri için ilaçlar, emler veren, ancak aşk derdine çare bulmakta aciz kalan kimselerdir. Her derde çare bulan Lokman gibi tabibler bile aşığın derdine hiç bir çare bulamaz.
Tabibler, çoğu kez de aşığın deri ortağıdır. Âşık, dertlerini ona açar ve onlara anlatır. Ama aşağın sitemleri tabipten çok derdine tek derman olan sevgiliye yöneliktir. Âşık, derdime sen derman olmazsın çaresi sevgilidir demeye gelen uyarılar da bulunur. Yani tabib, aşk derdi çeken aşığa derman alamadığı gibi âşıktan tavsiye alan çaresiz birisi haline düşer.
Tabip, biyolojik bir derde derman bulabilse bile aşağın bu derdine asla bir derman bulamaz. Sayru veya mecruh olan aşık hekime ağlayıp inlerken, derdinin çaresinin sevgili olduğunu duyurmaya çalışarak sevgilinin yanına gelmesini sağlamaya gayret eder. Aşığın hekimi çağırma amacı derdine derman olması değil, sevgilinin yanına gelmesini sağlamasıdır. Ağlayıp inlerse hekim belki de Sevgilisini gelmesi için ikna edebilir umudunu taşır.
Oysaki, sevgili umarsız ve narsistir. Âşık, ölmek üzere iken bile, sevgili; ağyar ile birliktedir. Hasta, sayru, mecruh, alil, bimar, derdi mend, derd- nâk, aşk şehidi gibi sıfatlarla kendini tanımlayan aşık ne kadar inlerse inlesin, nazlanırsa nazlansın, sevgilinin umurunda da değildir. Ölecek gibi duran âşık, sevgiliden beyhude merhamet beklemektedir.
Zaten âşık, tabibden başka da deva istemez. Âşık; derdi ile ölmeye razı, ama sevgiliden kopmaya razı değildir. Aşkından olması demek zaten ölmesi demektir. O nedenle de devasız derdi çekmekten memnundur.
Aşığın derdinin çareleri zaten tabibde yoktur. Bu çareler ise sevgilinin dudağı, elleri, yanağı gamzesi, tatlı bir bakışı veya acıyan bir sedasıdır. Maşuğun dudağı, Lokman Hekim’in bile bütün devalarında evladır. Sevgiliye olan aşkı hem derdi, hem de tek çaresi olduğundan; ne derdinden, ne de aşkından vazgeçebilir.
- Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
- Kılma derman kim helakim zehr-i dermânındadır Fuzûlî.
- Lebleri şehd-i şifâdur hasta diller derdine
- Üzmesün cânum aman sor âşıka Lokmân mı bu ? Kemahlı İbrahim Hakkı
- Beni öldürmedügin merhametinden sanman
- Hoş olur gûş idicek hastalerun feryâdın Bâkî,
- Subha dek bülbül gibi zârım yetiş imdâdıma
- Hîç kes tâkat getürmez nâle vü feryâda âh Leylâ Hanım
- Alîlin ömrü geçer hastelikte merd-i tabîb
- İlâc-ı rıfk ile def‘-i gezend edinceye dek (Şeyh Gâlib
- Âşık olana derd gerek derd kim tabîb
- Ana ider ilâc ki ol derd-mend ola Ahmedî
- Hem tabîbem hem ‘alîlem hem ‘ilâcem hem sakîm
- Hem şifânun sıhhatı hem ‘illetün rencûrıyam Nesîmî
- Gel beri gel ey hekim
- Dinle sözün hasını
- Kulak ver bu kelama
- Bilesin enfesini Muhyiddin Abdal
- Azdı yaralarım hekim bulunmaz
- Bu derde düşen ben oldum ağlarım
- Korkarım ki hasret kaldım Sunama
- Doğduğuma pişman oldum ağlarım. Deliktaşlı Ruhsati
KAYNAKÇA