Sükût-u An
Tabiatın elinden alınmış süpürgesi
Düşmüş yaprakları süpürüp toplayamıyor
Her yer tenha, zamanın takılmış göstergesi
Durmuş sanki hayat yürekler hoplayamıyor
Donmuş her şey; bulutlar, deniz, havada kuşlar
Yeraltı yerüstü ne varsa görüp duyduğum
Asılı kalmış sanatkâra kalkan alkışlar
Ve kilitli kapıların ardında beş duyum
Nefes, bir nefes, küçük de olsa, anlayayım
Yaşıyor muyum yoksa öldüm mü, nerde nasıl
Bir komutan gibi, toplanın, var desem sayım
Hiç gelen olmaz sanırım belki birkaç bin yıl
Zamanın son bulduğu an mıdır yoksa bu an
Soğurur aklımı beynimden kem düşünceler
Sanmam, yoktur bir ânı bunca uzun yaşayan
Toplasam bu an etmez tüm gündüz ve geceler Erden Ender GÜNER