Suat Salih Asral               

(1 Eylül 1901 - 20 Nisan 1981): Şair, yazar, öğretmen

Trablusgarp’ta doğdu. Donemin pek çok aydını gibi çok zor şartlarda, yoksunluk ve yoklukla mücadele etti.  İstanbul Erkek Lisesini bitirdikten sonra bir süre Hukuk Fakültesinde okudu. Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Anadolu’ya geçti. Mezun olduktan ve Cumhuriyet’in ilanından sonra  öğretmenliğe başladı. İlk görev yeri olan Muğla Lisesi'nde başlayan Türkçe öğretmenliğini, Antalya, Mersin, Osmaniye, Tarsus ve Bursa’daki ortaokullarda sürdürdü.

Rukiye Asral i le evlendi.  1930 lu yılarda Mersin ve  Tarsus ‘ta Türkçe öğretmeni  olarak görev yaparken 1934 yılında “Aylık Sanat ve Fikir Mecmuası″ GÜNEY’ dergisini  çıkarmaya başladı.  Güney Dergisi 5 sayı yayınlandı.  O yıllarda masal derlemeleri yaptı ve derlediği masalları  “Öz Türk Masalları” kitabı 1935 yılında “Mersin Halkevi Yayımı” olarak basıldı.[1]

1950'den sonra İstanbul'da öğrenci yurtlarının müdürlüklerini yürüttü. 1966'da emekliye ayrıldı. 20 Nisan 1981'de İstanbul’da vefat etti.

 

Garip Şiiri etki alanında sıradan insanların duygularını,  gündelik hayatın basit ve küçük mutluluklarını, içe kapanık dünyalarını betimleyen  serbest şiirler yazdı.  Şiir kitapları yanında roman  ve tiyatro türünde de eserler yayımladı. Masal derlemeleri yaptı.

Şiirleri: Bir Kitap Kapanırken (1930),

Öz Türk Masalları 1935,  Zühal'in Halkaları (1939), Güneş Altında (1945), Benden Sonra (1958), Görmek İsterse Toprak (1973), Bir Damla Ölüm (1983).

Romanı: Dağ Adamı (1932),

Oyunu: Yalnız Adam (1940). [2]

HEP O ÖZLEM

Yenilgiler, utkular, mutluluklar,
Gezegenler arası yolculuklar,
Gidermez içimizdeki özlemi.
Açık denizlerde hep o gemi...
İnsanoğluna sonsuzluk bile yetmez,
Rüyaları bitmez,

Aradığı hangi toprak, hangi kıyı?
At içinden safra gibi o kaygıyı.
Yalnızlığı yenen aşka bürün,
Öl ama yaşıyor görün...
(Görmek İsterse Toprak)


YETMEDİ

Minareler alçak geldi,
Kuleler alçak.
Çıktım dağlara,
Değmedi elim göklere,
Çaresiz
Tırmanmak istiyorum
Üstüne
Kendi başımın...



ŞARKI IV

Sevdik ve sevildik, gül gibi solduk;
Hicran diyarına bir sultan olduk..
Gönüllerden güller, çiçekler yolduk;
Hicran diyarına bir sultan olduk..

Bugün mazimizden bize ne kaldı?
Yalnız bir ilâhî efsane kaldı.
Gönlümüz herşeye bigâne kaldı,
Hicran diyarına bir sultan olduk...
(Bir Kitap Kapanırken)


BENİM GECELERİM

Ben bir muzdarip öğretmenim ama,
Kısa bir yol bilirim
güneşe,aya...
Bir yol bilirim
Hıçkırıktan kahkahaya...
Yedi sekiz yıldan beridir,
Hamamda türkü söyler gibidir,

En güzel derslerimi
Geceleri veririm yatağımda...
Yumurcaklar beni dinler uzağımda,
Hepsi kulak kesilmiş!
Sınıf alabildiğine geniş mi geniş...
Geceler benim karatahtamdır,

Parmaklarım tebeşir.
Ben bir muzdarip öğretmenim ama,
fecrimde devler güreşir.
Kısa bir yol bilirim
Güneşe,aya...
Bir yol bilirim
hıçkırıktan kahkahaya...

 

KAYNAKÇA

·         [1] Gündüz ARTAN, MERSİN DE EDEBİYAT VE EDEBİYATÇILAR, https://www.yumuktepe.com/mersinde-edebiyat-ve

·         [2] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İismler, Ank. 2006- shf 71