Özü tutuşturan sevda ateşi,

Bir kıvılcım iken hızlandı gönül!

Her sabah beklenen huzur güneşi,

Şimdi gönlümüzde közlendi gönül!

 

Ağzında dişleri inci tanesi…

Yanakta gamzesi gül nişanesi…

Candan seslenişi, bülbülün sesi…

Bazen cilve yapıp, nazlandı gönül!

 

Emsalsiz aşkımız sonsuzsa eğer,

Vuslatın bir ânı cihana değer,

Pervane ateşe âşıkmış meğer…

Ne diye yanmaktan sızlandı gönül!

 

Gönül gel seninle sohbet edelim…

Eş, ahbap, yareni bir yâd edelim…

Karşılıksız aşka feryat edelim…

Belli ki yürekler buzlandı gönül!

 

Nice ümitlerle doluyken âşık,

Nice yol gözlerken hasretle mâşuk,

Yollar sarpa sardı, akıl dolaşık;

Bilmem “vefa” nerde gizlendi gönül!

 

Çarçabuk tükendi nevcivan çağım…

Şimdi başı karlı dumanlı dağım…

Niyazkâr boş değil gönül otağım

Eşsiz bir yâr ile sözlendi gönül!