Lise yılları, yetmişli senelerin sonu diyelim... Bizim Lisenin ''Bahçelievler Deneme Lisesi.'' bahçesinde yaz günleri gidip basketbol oynuyoruz arkadaşlarla... O zaman kimsenin elinde ve de evinde ne cep telefonu ne de akıllı telefon dedikleri telefonlar var. Şimdiki çocuklar gibi evden çıkmamayı bırak, yaz günleri evlere zor giriyoruz. Bahçelievler'in bütün sokakları bizim adeta...


Tabi biz orada basketbol oynarken çevrede kızlar, bacılarda var, onlara da bir şekilde hava atmamızda lazım. Gençlik halleri işte aklımız beş karış havada aynı zamanda... Hem oynuyoruz Seyfi kardeşim ile hem de yan gözle de onlara bakıyoruz, kızlar bize bakıyor mu acaba, diye...


Seyfi Yozgatlı ama, Allah var iyi basketbol oynuyor... Bende eh işte şöyle böyle kendi çapımızda bir şeyler yapıyoruz. Seyfi benden beş santim kadar uzun. Allah var kabiliyetli çocuk. Potaya basamasa da değebiliyor... Zaten ikmale de kalmışız. Git evde ders çalış çalış bitmiyor ara da kafa da dağıtmak lazım onu da basketle yapıyoruz okul bahçesinde...


Zaman zaman teke tek maç yapıyoruz, zaman zaman ikişerli üçerli oluyoruz, başka değişik arkadaşlar gelip giriyorlar aramıza... Bir maç kesmiyor, peşine iki üç maç daha yapıyoruz, terliyoruz gidiyoruz lisemizin tuvaletine kafaları dayıyor bir güzel yıkıyoruz bir de lıkır lıkır su içiyoruz... O zamanların musluklardan akan suları mükemmel durulukta ve sadelikte, bakkaldan pet şişe ile su almaya lüzum yok...


Bakıyorum Seyfi'nin bacakları kalın mı kalın. Soruyorum ''Oğlum bu boyla maşallah potaya değiyorsun.'' O da anlatıyor bana ''Bacaklarını kuvvetlendir sende değersin filan diyor.'' içim içimi yiyor benimde mutlaka yapmam lazım bunu, nihayetinde aramızda beş santim var yahu!


İddiaya giriyoruz zaman zaman Seyfi ile... Potaya değersem eğer bana gazoz, kola ısmarlayacağını söylüyor. Bende harala gürele potaya değmek için bacak kaslarımı çalıştırıyorum, ama bir türlü olmuyor. O zamanlar daha yetmişli kilolardayız. Daha sonra Seyfi Almanya'ya gitti, ama bende o gittikten sonra o potaya değme çalışmalarını bırakmadım. Bir iki kerede olsa değdim o potaya... Şimdi basketbol maçlarını izlediğim zaman televizyonlarda hep o Seyfi ile basketbol muhabbetleri gelir aklıma...