Ses Daralması :

“a,e” geniş ünlüsüyle biten sözcüklere “-yor” şimdiki zaman eki getirildiğinde, bu geniş ünlüler daralıp değişerek “ı,i,u,ü” olur.

Örnek: bekle-yor bekliyor, Oyna-yor oynuyor, “-ma,-me” olumsuzluk ekleri de “-yor” ekiyle birleştiğinde daralarak “-mı, -mi, -mu, -mü” olur. ağla-yor, ağlıyor, gelme-yor   gelmiyor, Bakma-yor  bakmıyor

–Ecek eki olumsuz eki –ma,me üzerinde daraltıcı etki yapar. Fakat bu daralma yazıya geçmemelidir. Yazıda –ma-me ekinin daraltılmış halini yazmak yazım yanlışıdır.

Gelme- y- ecek ( gel mi y ecek , gelmiyecek şekilinde yazılması yazım yanlışıdır.)

Almayacak, almıyacak ( Yanlış) sevmeyecek , sevmiyecek ( yanlış )

Not. Olumsuzluk ekinin – mı mi şeklindeki daralmış hali, soru eki mı mi ile karıştırıp yarı yazılmaması da gerekir

Al mıyorsun ( Yanlış yazım) almıyorsun. Bu kelimenin soru hali :” almıyor musun ?” dır.

 

Ulama:

Ünsüz harfle biten sözcüğün son ünsüz harfinin kendisinden sonra gelen ve ünlü harfle başlayan sözcüğün ilk hecesiyle birleştirilerek okunmasıdır.

Örnek:

Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç

 

BENZEŞME- ÜNSÜZ SERTLEŞMESİ

Sert ünsüz "p/ç/t/k/h/f/s/ş" ( Fıstıkçı şahap veya çift haseki paşa’ ın sessizleri) ile biten sözcüklere getiri­len eklerin ilk ünsüzlerin üzerine gelen sessizler de sertleşir.

Dilimizde ünsüzler sert ve yumuşak olmak üzere iki gruba ayrılır. Sert ünlüler “ç, f, t, h, s, k, p, ş” ünsüzleridir. Bunun dışında kalanlar ise yumuşak ünsüzlerdir.

Bir sözcük sert bir ünsüzle bitiyor ve o sözcüğe ünsüzle başlayan bir ek geliyorsa, ekin başındaki ünsüz sertleşir. Buna ünsüz benzeşmesi denir. Elbette bu benzeşme sert ve yumuşak şekli olan seslerde söz konusudur. Bu özelliği dört seste görüyoruz;

p - b / ç - c / t - d / k - g ye dönüşerek yumuşak sessizler sertleşir

“Kitap” sözcüğünün sonundaki “p” sesi serttir. Bu sözcüğe biz “-de” hal ekini getirirsek “kitapda” sözü oluşur. Bu durumda ekin başındaki “d” sesi yumuşak olduğundan sözcükte ünsüz benzeşmesine aykırı bir durum görülür. Kurala uyulması için, “d” sesi sertleşmelidir. Bunun serti ise, yukarıda göstermiştik, “t” dir. Dolayısıyla sözcük, “kitapta” olacaktır.

ağaç-dan > ağaçtan - derd –de/ dertte / ilaç-cı , ilaççı / mutfak- da , mutfakta

ocak-cı > ocakçı / sebeb- den , sebepten / ahbab , ahbaptan

Yukarıdaki sözcüklerde eklerin sözcüğe nasıl uyduğu görülüyor. Birinci gruptaki sözcüklerde ek, yumuşak ünsüzle biten sözcüklere geldiğinde değişmemiş, ancak ikinci gruptaki sert ünsüzlere geldiği zaman sertleşmiştir. Bu durum sadece çekim eklerinde değil yapım eklerinde de geçerlidir. Ekler sayılara geldiğinde de aynı durum geçerlidir. Sayının sesleri nasılsa ek de öyle olmalıdır.

ÖRNEK Ağaç-ta, kitap-çı, armut-tan, çalış-kan, balık-çıl, silah-çı, iflas-tan, pasif-tir, ...

UYARI 1: Bu kural rakamlarda da (3, 4, 5, 40, 60, 70) geçerlidir. Çünkü bu altı rakam sert ünsüz ile biter, (üç, dört, beş, kırk, altmış, yetmiş)

ÖRNEK 1933'te 1954'te1985'te

UYARI 2: Bu kurala, sert ünsüzle varyasyonu olan ekler uyabilir. Bazı ekler sert ünsüzle biten sözcüğe getirilebilir.

ÖRNEK Ağaç-lık, yatak-lar, silah-lı

Bu örneklerde görülen "-lık, -lar , -lı" eklerinin sert ünsüzle başlayan biçimi olmadığı için kullanım nor­maldir.

 

YUMUŞAMA

ÜNSÜZ YUMUŞAMASI

İki ünlü arasında kalan sert ünsüzler yumuşar. Buna “ünsüz değişimi” denir. Elbette bu özellik, ancak yukarıda da söylediğimiz sert ve yumuşak şekli bulunan seslerde geçerlidir. Bunlar p, ç, t, k sert sessizleridir. Örneğin; “ağaç” sözcüğüne -i hal ekini getirsek, sözcüğün sonundaki “ç” sert sessizi yumuşayarak “c” olur; yani “ağacı” şeklinde yazılır.

Örnek: dolap - a > dolaba, çekiç - e > çekice, kanat - ı > kanadı, yemek - e > yemeğe

Yukarıdaki örneklerde sert sessizlerin yumuşadığı görülüyor. Ancak bu kural her sözcükte geçerli değil.

Örneğin; “Davranışları, doğruluğunun kanıtıdır.” cümlesinde altı çizili sözdeki “t” sert ünsüzü iki ünlü arasında kaldığı halde yumuşamamıştır.

Hangi sözcükte bu yumuşamanın olacağı hangisinde olmayacağı, belli bir kurala bağlanamaz. Hatta tek heceli sözcüklerin çoğunda olmazken, bazılarında olabilir. Bunu sözcüğün günlük kullanımlarını dikkate alarak anlayabilirsiniz.

Örnek: tek - i > teki, çok - u > çoğu görüldüğü gibi birincide değişim olmadığı halde ikincide olmuştur.

Dilimize Arapçadan geçen ve son hecesindeki ünlünün uzun okunduğu kelimelerde ünsüz değişimi yapılmaz.

Örnek: “Sınavda hukuku seçecekmiş.” cümlesindeki altı çizili söz buna örnektir.

Bazı sözcüklerde ise ses iki ünlü arasında kalmamasına rağmen yumuşar.

Örnek: kalp - i > kalbi, art - ı > ardı, renk - i > rengi, harç - ı > harcı

Görüldüğü gibi iki ünlü arasında kalmadığı halde “p, ç, t, k” sert ünsüzleri yumuşamıştır. Bazı sözcüklerde ise bu seslerin yumuşamadığı görülür.

Örneğin; “Sonunda işler sarpa sardı.” cümlesinde altı çizili sözcükte yumuşama olmamıştır.

Örneğin; “Zonguldak’a yerleştiklerini duydum.” cümlesinde altı çizili sözdeki “k” sert sessizi yumuşamamış ancak biz onu okurken “Zonguldağa” diye okumalıyız.

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com