Servete, faziletin yükü, demekten daha iyi bir ad bulamıyorum. Ordu için ağır­lığı ne ise, fazilet için de servet odur. Atılamaz; geride bırakılamaz. Sonra da yü­rüyüşlere engel olur. Hatta, bazen ordu, ağırlığa bakayım derken, savaşı kazana­maz. Kazansa bile pahalıya mal olur. Bütün bir servetin, gerçek, hiç bir faydası yoktur. Belki etrafa dağıtmak için olur; o kadar. Ondan ötesi hayâl... Bakın, Süley­man ne diyor: "Malın çok olduğu yerde yiyiciler de çok olur. Mal sahibine seyir­den başka ne düşer?"
Kurumlanmak için servet peşine düşmeyin. Hakkıyla kazanın; ölçü ile sarfedin. İçiniz yanmadan dağıtın; gönül rızası ile de bırakın; ama bir filozof, bir papaz gibi de parayı hor görmeyin.
Zengin olmanın birçok yolları vardır; hemen hepsi de kötüdür. En iyilerinden biri tutumlu olmaktır; ama bu da kusursuz değildir. Çünkü insanı cömert olmak­tan, hayır işlemekten alıkoyar. Toprağı işlemek en tabii zengin olma yoludur. O za­man servet toprağın, o büyük anamızın bir nimeti olur. Ama bu iş ağır ilerler. Yi­ne de zengin olanlar, çifte çubuğa sarılmayı küçük bulmazlarsa servetleri hadsiz hesapsız artar.
Küçük sanatlarla, meslek erbabının kazançları haklarıdır. Bu türlü kazanç iki şeyle artar: Gayret göstermek, temiz ve doğru iş görür güveni kazanmak.
Tefecilik, kazanç yollarının en eminidir; ama en kötülerinden de biridir. Çün­kü böylelikle insan, ekmeğini başkasının alınteri ile kazanmış olur. Üstelik gü­nah işler.
Hep, kazanç muhakkak olan işler bekleyen insanın çok zengin olduğu nadir­dir. Bütün malını birden tehlikeye sokan kimse de çokçası iflâs eder, yoksullaşır.
Serveti hor görenlere sakın inanmayın. Hor görürler, çünkü artık ele geçire­ceklerini ummazlar. Ele geçirince de böyleleri, zenginlerin en kötüsü olurlar. Me­teliği arayacak kadar cimri olmayın, servetin kanatları vardır, bazan kendiliğinden uçar gider... Bazen de, belki daha fazlasını getirir ümidiyle sizin uçmanız ge­rekir. 
Francis BACON-Denemeler