Murabba
Bana dünyada ya Rab demezem tac ü hilafet ver
Ya sultanı cihangir eyleyüp küll-ü riyaset ver
Ya bir şah –ı Süleyman’a Asaf kıl vezaret ver
Ya erbabı menasıp gibi bir özge siyadet ver
Cihanı ehline sevk eyle bana şevk ü halet ver
Kesafet kalbi zeng etse musaykal kıl letafet ver
Kemal’i fazl u kut u layemut ile saadet ver
Dem- i âhirde imân dünya da sabr u kanaat ver. Şair Fevri( Ahmet 16 yy )
Ya sultanı cihangir eyleyüp küll-ü riyaset ver
Ya bir şah –ı Süleyman’a Asaf kıl vezaret ver
Ya erbabı menasıp gibi bir özge siyadet ver
Cihanı ehline sevk eyle bana şevk ü halet ver
Kesafet kalbi zeng etse musaykal kıl letafet ver
Kemal’i fazl u kut u layemut ile saadet ver
Dem- i âhirde imân dünya da sabr u kanaat ver. Şair Fevri( Ahmet 16 yy )
Murabba Der Katl-i İbrâhîm Paşa
Gün gibi evvel beni dünyâya sultân eyledün
Sonra dönd ün sâye-veş hâk ile yeksan eyledün
Başumı çevgari-ı mâh-ı nevle gaitan eyledün
Neyledün ey çarh-i hûnî neyledün kan eyledün
Bana çün aşüftelik ergürdi devr-i rüzgâr
Bahr-ı gamsın eyledün mevc-i hilâli aşikâr
Fülk-i cismün eyledün ol mevt: birle bî-karâr
Neyledün ey çarh-ı hûnî neyledün kan eyledün
3. Hâb-ı gafletden edüp suret gözinün perdesin
Dostluk kânununun nâ-sâz kildun perdesin
Böyle mi eyler cihanda bir kişi perverdesin
Neyledün ey çarh-ı hûnî neyledün kan eyledün
4. Kara yere dökmeye ehl-i zeminin kanını
Aşikâr etdün hilâlim hançer-i bürrâmını
Kime zalim urdımsa sildim dâmenünle kanını
Neyledün ey çarh-ı hûnî neyledün kan eyledün
5. Mihr yaksun haşre dek sinende hasret dâgım
Dîde-i encüm akı Isım yere kan ırmağım
Dişlesün dendân-ı Pervîn mâh-ı nev parmağını
Neyledün ey çarh-ı hûnî neyledün kan eyledü Hayali Bey
(İbrahim Paşa 'mn Öldürülmesi Hakkında Murabba) (Büyük Türk Klasikleri, c ili, s. 379)
Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Murabba
Der-Kâfiye-i Mücerred În-câ Elif Revî
[Mef’ûlü Mefâ’îlün Mef’ûlü Mefâ’îlün]
Acıtmag-içün cânum lâyık mı saña cânâ
Bûs-ı lebüñi itmek agyâra ‘atâ cânâ
Cân umar-iken senden lutf-ıla vefâ cânâ
Her dem niçe bir câna cevr-ile cefâ cânâ
Cânum lebüñi emmek ümmîd idinür her dem
Kim derdine anuñ oldur ol olan em sem
Agyâra sunub anı ammâ dimeseñ mâ em
Her dem niçe bir câna cevr-ile cefâ cânâ
Cânum lebüñe mâyil oldugı budur ekser
Kim andan aña bir hoş zevk-ile safâ irer
Cânum acıdub anı meclisde öper sâgar
Her dem niçe bir câna cevr-ile cefâ cânâ
Agyâra tolu üzre karşumda sunarsın leb
Cânâneler içinde andan bu mıdur meşreb
Câna irer ol gamdan tâb-ı elem-ile teb
Her dem niçe bir câna cevr-ile cefâ cânâ
Agyâra leb emdürmek kim ‘âdet idindüñ sen
Saklarsın o kem ‘âdet ammâ anı Nazmîden
Ol saña anuñ-çün der karşuñda idüb şîven
Her dem niçe bir câna cevr-ile cefâ cânâ Edirneli Nazmi
Yrd. Doç. Dr. Sibel ÜST, EDİRNELİ NAZMÎ DÎVÂNI (İNCELEME-METİN) T. C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI, 2012 www.kulturturizm.gov.tr
Perişan Halin Oldum ( Mütekerrir murabba)
Perişan halin oldum sormadın hal-i perişanım
Gamından derde düştüm kılmadın tedbir-i dermanım
Ne dersin rüzgarım böyle mi geçsin güzel hanım
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Esir-i dam-ı aşkın olalı senden vefa görmem
Seni her kanda görsem ehl-i derde aşina görmem
Vefa vü aşinalık resmini senden reva görmem
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Değer her dem vefasız çerh yayından bana bin ok
Kime şerh eyleyem kim mihnet ü enduh u derdim çok
Sana kaldı mürüvvet senden özge hiç kimsem yok
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Gözümden dembedem bağrım ezip yaşım gibi gitme
Seni terk eylemezem çün ben beni sen dahi terk eyleme
İgen hem zalim olma ben gibi mazlumu incitme
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Katı gönlün neden bu zulm ile bidade ragıbtır
Güzeller sen tegi olmaz cefa senden vaciptir
Senin tek nazenine nazenin işler münasiptir
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Nazar kılmazsan ehl-i derd gözden akıdan seyle
Yamanlıktır işin uşşak ile yahşı mıdır böyle
Gel ALLAH (c.c.)'ı seversen bendene cevr eyleme lutf eyle
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Fuzuli şive-i ihsanın ister bir gedayındır
Dirildikçe seg-i kuyun ölende hak-i payındır
Gerek öldür gerek ko hükm hükmün ray rayındır
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım FUZULİ
Perişan halin oldum sormadın hal-i perişanım
Gamından derde düştüm kılmadın tedbir-i dermanım
Ne dersin rüzgarım böyle mi geçsin güzel hanım
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Esir-i dam-ı aşkın olalı senden vefa görmem
Seni her kanda görsem ehl-i derde aşina görmem
Vefa vü aşinalık resmini senden reva görmem
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Değer her dem vefasız çerh yayından bana bin ok
Kime şerh eyleyem kim mihnet ü enduh u derdim çok
Sana kaldı mürüvvet senden özge hiç kimsem yok
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Gözümden dembedem bağrım ezip yaşım gibi gitme
Seni terk eylemezem çün ben beni sen dahi terk eyleme
İgen hem zalim olma ben gibi mazlumu incitme
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Katı gönlün neden bu zulm ile bidade ragıbtır
Güzeller sen tegi olmaz cefa senden vaciptir
Senin tek nazenine nazenin işler münasiptir
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Nazar kılmazsan ehl-i derd gözden akıdan seyle
Yamanlıktır işin uşşak ile yahşı mıdır böyle
Gel ALLAH (c.c.)'ı seversen bendene cevr eyleme lutf eyle
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Fuzuli şive-i ihsanın ister bir gedayındır
Dirildikçe seg-i kuyun ölende hak-i payındır
Gerek öldür gerek ko hükm hükmün ray rayındır
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım FUZULİ
Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül ( Mütekerrir Murabba)
Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül
Kara sevdaya yiler bî-ser ü bî-pây gönül
Kara sevdaya yiler bî-ser ü bî-pây gönül
Dimedüm mi sana dolaşma ana hay gönül
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Bizi hâk itdi hevâ yolına sevdâ nidelüm
Pây-mâl eyledi bu zülf-i semen-sâ nidelüm
Pây-mâl eyledi bu zülf-i semen-sâ nidelüm
Kul idinmezdi güzeller bizi illâ nidelüm
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Felekün nûş iderem nîşini sâğarlar ile
Doğradı hâr-ı cefâ bağrumı hançerler ile
Doğradı hâr-ı cefâ bağrumı hançerler ile
Baş koşam dimez idüm ben dahi dil-berler ile
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Yarun itden çog uyar ardına ağyâr diriğ
Bize yâr olmadı ol şuh-ı sitem-gâr diriğ
Bize yâr olmadı ol şuh-ı sitem-gâr diriğ
Kıldı bir dil-ber-i hercâîyi dil-dâr diriğ
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Ben dimezdüm ki hevâ yolına ser-bâz gelem
Ney-i ışkunla gamun çengine dem-sâz gelem
Dir idüm ışk kopuzun uşadam vâz gelem
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Ney-i ışkunla gamun çengine dem-sâz gelem
Dir idüm ışk kopuzun uşadam vâz gelem
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Dil dilerken yüzinin vaslını cândan dahi yiğ
Bir demin görür iken iki cihândan dahi yiğ
Akdı bir serve dahi âb-ı revândan dahi yiğ
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Bir demin görür iken iki cihândan dahi yiğ
Akdı bir serve dahi âb-ı revândan dahi yiğ
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül
Ahmed’em kim okınur nâmum ile nâme-i ışk
Germdür sözlerümün sûzile hengâme-i ışk
Dil elinden biçilübdür boyuma câme-i ışk
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül Ahmet Paşa
Germdür sözlerümün sûzile hengâme-i ışk
Dil elinden biçilübdür boyuma câme-i ışk
Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül Ahmet Paşa
Feilâtün feilâtün feilâtün feilün
Murabba- Mütekerrir
Failâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Dinle bülbül kıssasın kim geldi eyyâm-ı bahar
Kıırclı her bir bağda hengâm-ı bahar
Oldı sîm-efşân ana ezhâr-ı bâdâm-ı bahar
Ayş u nûş it kim geçek kalmaz bıı eyyâm-ı bahar
Yine envâ'-ı şükûfeyle bezendi bâğ u râğ
Ayş içün kurdı çiçekler salm-ı gülşende otağ
Kim bilür ol bir bahara kim ölüp kim kala sağ
Ayş ıı nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahar
Tarf-ı gülsen nûr-ı Ahmed birle ınâlâmâklür
Sebzeler anda sahabe lâle hayr ül-âklür
Hey Muhammed ümmeti vakt-İ hıızûr-ı hâldür
Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahar
Kıldı şebnem yine cevherdâr tîg-i süseni
Jaleler aldı hevâyî toplar ile gülşeni
Ger temâşâ ise maksûdun beni esle beni
Ayş ıı nûş it kim geçer kalmaz bıı eyyânı-ı bahar
Ruhlan rengin güzellerdür gül ile lâleler
Kim kulaklarına düıiü cevher asmış jaleler
Aldanup sanma ki bunlar bile bakî kalanlar
Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahar
Arif isen hoş geçür gel bu demi yârân ile
Bağda kan aldı şimşek neşter-i bârân ile
Gisitâda görinen lâle vü gül nu'mân ile
Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahar
Gi teli ol demler ki olup sebzeler sâhib-firâş
Gonca fikri gülşenün olnıaşdı bayrında baş
Geldi bir dem kim kızardı lâlelerle dağ u taş
Ayş u nûş il kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahar
Ebr gülzâr üstüne her subh gevher-bâr iken
Nefha-i bâd-ı seher pür-nâfe-i Tâtâr iken
Gaafil olma âlem ün mahbûbn da var iken
Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahar Mesihi
Büyük Türk Klasikleri, c.2, s. 233)
Murabba’ ı Mütekerrir
Ey gülistân-ı cemâlün gül-i nâzük-bedeni
Ravza-ı hüsn ü bahârun semen ü nestereni
Garaz öldürmeg ise cevr ü cefâyile beni
Yüri şâhum yüri ısmarladum Allâha seni
Çünki senden felek ayırdı şehâ ben kulunı
Gülşen-i hüsnüni medh eyleyici bülbülüni
Kokmasun bârî sakın zâg-ı rakîbün gülüni
Yüri şâhum yüri ısmarladum Allâha seni
Nice eyyâm zamânıydı ki hâk-i derdüm
Mâl-i makbûl huzûrunda deründe derdüm
Beni redd itmeyesin degme günehden derdüm
Yüri şâhum yüri ısmarladum Allâha seni
Düşeyin derde ki hergiz ana bulunmaya em
Kalayın derd ile hem-sâye ola derd ü sitem
Ben ölürsem öleyin mihnet ile sana ne gam
Yüri şâhum yüri ısmarladum Allâha seni
Bunca zulm ü ta‘ab u cevr ü cefâ bana neden
Kıluram kılmag ise ger garazun terk-i vatan
Sendedür cân u gönül ger degül ise n’ola ten
Yüri şâhum yüri ısmarladum Allâha seni
Şâdî-yi vaslüne ola mı kı bi dahı irem
Nice demler dökerem olmaya mı dem ki görem
Gelem Allâh nasîb itdi ise yine görem
Yüri şâhum yüri ısmarladum Allâha seni
Düşdi bu subh u seher bu şeb-i hicrâna Kemâl
Veh ki dünyâda harâm oldı ana rûz-ı visâl
Âhiret hakkını bârî sanemâ eyle helâl
Yüri şâhum yüri ısmarladum Allâha seni Sarıca Kemal
Walsh, John R. (hzl.) (1979). “The Divançe-i Kemâl-i Zerd”. Journal of Turkish Studies, Türklük Bilgisi Araştırmaları: Ali Nihad Tarlan Hatıra Sayısı(3): 435.
Murabba’ ( Müzdeviç)
Sıdk ile terk edelim her emeli her hevesi
Kıralım hâil ise azmimize ten kafesi
İnledikçe eleminden vatanın her nefesi
Gelin imdâda diyor bak budur Allaah sesi
Bize gayret yakışır merhamet Allaah’ındır
Hükm-i âtî ne fakirin ne şehinşâhındır
Dinle feryadını kim terceme-yi âhındır
İnledikçe ne diyor bak vatanın her nefesi
Mahv eder kendini bülbül bile hürriyyet için
Çekilir mi bu belâ âlem-i pür-mihnet için
Dîn için devlet için can çekişen millet için
Azme hâil mi olurmuş bu çürük ten kafesi
Memleket bitti yine bitmedi hâlâ sen ben
Bize bu hâl ile bizden büyük olmaz düşmen
Dest-i a'dâdayız Allah için ey ehl-i vatan
Yetişir terk edelim gayri hevâ vü hevesi Namık Kemal
Murabba’: ( Müzdeviç)
Değişmez fen mi vardır müstakar eşyâ mı kalmıştır
Delili sâbit olmuş binde bir da’vâ mı kalmıştır
Deme insâna ma’lûm olmadık ma’nâ mı kalmıştır
Eğer meçhûl ararsan her işin encâmı kalmıştır
Memâtı görmedim ömrümde bir inkâr eder mezheb
Fenâdır bir fenâ dünyâdayız intâc-ı her matleb
Firaak u haps ü nefyi kadr ü nâmûsumla gördüm hep
Cihânın bin belâsından bana pervâ mı kalmıştır
Sipihrin bahtını ikbâlini hep pây-mâl ettim
Hamiyyet mesleğinde terk-i evlâd ü iyâl ettim
Hayâtımdan muazzezken vatandan infisâl ettim
Sebât ü azme hâil bir denî dünyâ mı kalmıştır
Musırrım sâbitim tâ can verince halka hizmette
F-edâkârın kalır ezkârı dâim kalb-i millette
Denir bir gün gelir de sâye-yî feyz-i hamiyyette
Kemâl’in seng-i kabri kalmadıysa nâmı kalmıştır Namık Kemal
Murabba
Göreli ol sanemin kaşlarını yây gözüm
Kıldı cevr oklarına sîne siper vây gözüm
Dimedüm mi sana ben bakma ana hây gözüm
Gözüm eyvây gözüm vay gözüm eyvây gözüm
Tîr-i gamzen sanemâ gözlerüme olalı tûş
Gözlerüm yaş akıdup bahr oluban eyledi cûş
Seyl-i eşküm dökilüp gözlerümi eyledi boş
Gözüm eyvây gözüm vay gözüm eyvây gözüm
Tûtiyâ olmayalı gözlerüme gerd-i rehün
Görmedi iki gözüm pertevini mihr ü mehün
İy gözüm bunca belâ derd ile neyki günehün
Gözüm eyvây gözüm vay gözüm eyvây gözüm
Yaşlarum sen gideli seyl olup iy cân dökilür
Dürr ü yâkût çıkar la’l ile mercân dökilür
Gamzeler zahmıyile gözlerüme kan dökilür
Gözüm eyvây gözüm vay gözüm eyvây gözüm
Dâ’imâ cevr kılur ben kulına şâh n’idem
Şeb-i hicrinde tulû eylemez ol mâh n’idem
Gözlerüm görmez ise gün yüzini âh n’idem
Gözüm eyvây gözüm vay gözüm eyvây gözüm
Elüm irmez nideyin hasret ile yâre dirîğ
Dil düşüp zülfi hamıyla yürür âvâre dirîğ
Gözlerüm derdine olmaz bilürem çâre dirîğ
Gözüm eyvây gözüm vay gözüm eyvây gözüm
Bir perî-zâde vü meh-rû sanem ü tâze cüvân
İdeli gün yüzini perde-i zülfinde nihân
Adli’nin gözlerine oldı karanu dü cihân
Gözüm eyvây gözüm vay gözüm eyvây gözüm Şair Adlî II. Bayezit'
Bayram, Yavuz (2009). Amasya’ya Vâlî Osmanlı’ya Pâdişâh Bir Şair: Adlî (Hayatı, Şahsiyeti, Şairliği, Dîvân’ının Tenkitli ve Orijinal Metni). Amasya: Amasya Valiliği Yay. 377.
Murabba
Fâ‘ilâtün/ Fâ‘ilâtün/ Fâ‘ilâtün/ Fâ‘ilün
Fıtrat-ı insânda konmış bir ‘aceb sırdur göñül
Meyl-i hüsn itmekde hergiz misli yok birdür göñül
‘Işk-perverlikde ‘uşşâk içre nâdirdür göñül
Gerçi her meh-rûya dil virmekde mâhirdür göñül
Sen sanemden gayrıya baş egse kâfirdür gönül
Şarka garba togru reftâr itse irmez aña yel
‘Âlemi gezse bulaşmaz pâyine gün gibi gil
Tab‘ı nâzük meşrebi sâfî mizâcı mu‘tedil
Lâ’ubâlî bir kalenderdür mücerred pâk-dil
İki gün bir yerde eglenmez müsâfirdür gönül
Ta‘n-ı a‘dâdan ne gam ister ne olur kül beden
Şânına rif‘at gelür Mansûr gibi salb iden
‘Işk meydânına zevk eyler vücûdın selb iden
Tîr-i mihnet başına yagsa ırılmaz kulbeden
Bir dil-âver baş u cân oynar bahâdırdur gönül
Bir saçı Leylâ’ya şeydâ oldı ‘aklın dirmeyüp
Kaldı Mecnûnveş belâ deştinde şehre girmeyüp
Dâr-ı dünyâdan gide gibi murâda irmeyüp
Cân virel’den la‘lüñe yatur dil agız virmeyüp
Haste-dil âşüfte-hâl âzürde-hâtırdur gönül
Kûy-ı yâre ‘azm idüp mey-hâneden mestânece
Kendü kendüyle Behiştî söyleşür dîvânece
Genc-i mahfî olsa yanında degül vîrânece
Görmeyüp kimse cihânı seyr ider rindânece
‘İlm-i ahfâda be-gâyet sihre mâhirdür gönül Vizeli Behişti Ramazan
MURABBA
Fâ‘ilâtün/ Fâ‘ilâtün/ Fâ‘ilâtün/ Fâ‘ilün
Cân u dil tahtına şâh-ı ercemendüm gelmedi
Bûstân-ı lutfa serv-i ser-bülendüm gelmedi
Mısr-ı gamda teşneyem cüllâb-ı kandüm gelmedi
N’ideyin hayfâ ki Lutfullâh efendüm gelmedi
Niçe döysün haste-dil bu kahr-ı hecrüñ nîşine
Lutf u himmet ni‘metinden taş tokunmaz dişine
Şeyh olan lâyık mıdur cevreylemek dervîşine
N’ideyin hayfâ ki Lutfullâh efendüm gelmedi
Bu nühûset kim göñül mülkini virân eyledi
Düşmeni handân idüp ahbâbı giryân eyledi
Mihnet-i hasret baña dünyâyı zindân eyledi
N’ideyin hayfâ ki Lutfullâh efendüm gelmedi
Gelmege ‘ahd eylemişken ol şeh-i ‘âli-neseb
Yine hulf-i vaèdeye bilsem ‘aceb neyki sebeb
Makdemine muntazırdur gerçi kim ahbâbı hep
N’ideyin hayfâ ki Lutfullâh efendüm gelmedi
Şehr-i İdincik diyârın itse teşrîf ol melek
Ravziyâ kutb-ı murâdum üzre dönerdi felek
Hakk’a çok itdüm tazarru‘ eyledüm yüz biñ dilek
N’ideyin hayfâ ki Lutfullâh efendüm gelmedi Ravzi
MURABBA
Feilâtün Feilâtün Feilâtün Feilün
I
Nice bir kendümizi ehl-i vakâr eyleyelim
‘Addan tek dil-i divâneye ‘âr eyleyelim
Nev-bahâr irdi nice evde karâr eyleyelim
Gel kalender olalım terk-i diyâr eyleyelim
II
Tur-ı Hıcâza gidelim Mısrla Şâmı görelim
‘Acemi seyr idelüm cümle makâmı görelim
Varalum şehr-i Sıfâhan ile Câmî görelim
Gel kalender olalım terk-i diyâr eyleyelim
III
Seyr idüp câmı dilâ beyt-i harâmı görelim
Her yeriñ meykedesin dahi müdâmı görelim
‘Arab ile ‘Acemin tamâmın görelim
Gel kalender olalım terk-i diyâr eyleyelim
IV
Kerbelâda bir iki gün gel ikâmet idelüm
Meşhed-i şâh-ı Hüseynî de ziyâret idelüm
Dönelüm Rûm iline yine seyâhat idelüm
Gel kalender olalım terk-i diyâr eyleyelim
V
Ey göñül erler ocagında gerek ehl-i cünûn
Işıg olup gezelüm şevk ile dünyâyı bütün
Köşe-i külhan olursa yerimiz bütün bütün
Gel kalender olalım terk-i diyâr eyleyelim
VI
Yine abdâl-sıfat na‘l ü elifler idelüm
Yâr tîgine boyun tutmayuben yâ n’idelüm
Şems-i Tebrîz gibi başumuz alup gidelüm
Gel kalender olalım terk-i diyâr eyleyelim
VII
Dâr-ı dünyâ bize ey Sun‘i harâm oldı harâm
Koma elden ayagı sâkiyâ sen de müdâm
Çün bize şimdi ‘adem mülki makâm oldı makâm
Gel kalender olalım terk-i diyâr eyleyelim Gelibolulu Sun’î