Sevdi gönül bir püseri sanatı terzi güzeli
Hüsnünü bir muhtasarı şerh ederek söylemeli
Matla'ının fâikını sohbetinin lâyıkını
Ben gibi bir âşıkını eylemiş aşkıyle deli
Düştü gönül çâresine kaşlarının karesine
Çehre-i mehpâresine yandı derûnum göreli
Vardı ellerim eline tutuldu dilim diline
Kâkülünün bir teline bağladı bu cân u dili
Kendi güzel nâmı güzel gönlüme âramı güzel
Lehçe-i gül-fâmı güzel dinli bu rengîn gazeli
Âşıka cânân görünür dertlere dermân görünür
Sûretâ insân görünür sîreti her mâhasalı
Mâderinin nesli peri la'l-i Bedehşân güzeli
Galibâ anın pederi zâtına gılmân demeli
Çünkü söz olmaz sözüne kaşına şehlâ gözüne
Hâsılı dünya yüzüne gelmemiş aslâ bedeli
Rehberi akrânı da yok lutfu da ihsânı da yok
Vaslına imkânı da yok bilmem amma neylemeli
Süslüce püsküllü fesi görmeden oldum sevesi
Sîm ü zere çok hevesi vardır anı n'işlemeli
Bezl edüben sîm ü zeri sevmeli böyle püseri
Mâl ü mülkü cân u seri cümle fedâ eylemeli
Ruhları gül pembe beden nâz ü edâ hokka dehen
Bir mecidiye verüben bir öpücük istemeli
Sofrasına kim ki banar nârına elbette yanar
Bûse ile dil mi kanar âguş alıp dişlemeli
Mâilim ben mah cebîne durma sarıl gabgabına
İşliğinin her cebine dökmeli altın kümeli
Gönlünü memnûn edelim bu işi kânûn edelim
Mikrasın altın edelim İncitmesin nâzik eli
Dikse dikiş nâz ederek hem utanıp hem gülerek
Söyledi cânım diyerek yiyesim geldi o dili
Kâh üzülür kâh büzülür kâhi gözü boş süzülür
İncedir beli üzülür çokça sıkıp öpmemeli
Şehrinin içinde gezer gördüğünün bağrın ezer
İğnesi hem yüksüğü zer goncası sîm işlemeli
Öyle şeref ü nâz ile aynalı yelpâze ile
Bir gümüş endâze ile ölçmeli ol ince beli
İsmini anın diyemem çekmesin ol gonca elem
Üç yüz ona düştü rakam ebcedi harfin temeli
Çağırır EMRAHÎ habîb koyma bizi böyle garîb
İster isen derde tabîb zikreder gör Lem-yezeli
B.Mef û lü / Me fâ î lü / Me fâ î lü / Fe û lün
Erzurumlu Emrah:
Hikmet DİZDAROĞLU, Halk Şiirinde Türler, Ank., 1969, s. 138-140.
Hüsnünü bir muhtasarı şerh ederek söylemeli
Matla'ının fâikını sohbetinin lâyıkını
Ben gibi bir âşıkını eylemiş aşkıyle deli
Düştü gönül çâresine kaşlarının karesine
Çehre-i mehpâresine yandı derûnum göreli
Vardı ellerim eline tutuldu dilim diline
Kâkülünün bir teline bağladı bu cân u dili
Kendi güzel nâmı güzel gönlüme âramı güzel
Lehçe-i gül-fâmı güzel dinli bu rengîn gazeli
Âşıka cânân görünür dertlere dermân görünür
Sûretâ insân görünür sîreti her mâhasalı
Mâderinin nesli peri la'l-i Bedehşân güzeli
Galibâ anın pederi zâtına gılmân demeli
Çünkü söz olmaz sözüne kaşına şehlâ gözüne
Hâsılı dünya yüzüne gelmemiş aslâ bedeli
Rehberi akrânı da yok lutfu da ihsânı da yok
Vaslına imkânı da yok bilmem amma neylemeli
Süslüce püsküllü fesi görmeden oldum sevesi
Sîm ü zere çok hevesi vardır anı n'işlemeli
Bezl edüben sîm ü zeri sevmeli böyle püseri
Mâl ü mülkü cân u seri cümle fedâ eylemeli
Ruhları gül pembe beden nâz ü edâ hokka dehen
Bir mecidiye verüben bir öpücük istemeli
Sofrasına kim ki banar nârına elbette yanar
Bûse ile dil mi kanar âguş alıp dişlemeli
Mâilim ben mah cebîne durma sarıl gabgabına
İşliğinin her cebine dökmeli altın kümeli
Gönlünü memnûn edelim bu işi kânûn edelim
Mikrasın altın edelim İncitmesin nâzik eli
Dikse dikiş nâz ederek hem utanıp hem gülerek
Söyledi cânım diyerek yiyesim geldi o dili
Kâh üzülür kâh büzülür kâhi gözü boş süzülür
İncedir beli üzülür çokça sıkıp öpmemeli
Şehrinin içinde gezer gördüğünün bağrın ezer
İğnesi hem yüksüğü zer goncası sîm işlemeli
Öyle şeref ü nâz ile aynalı yelpâze ile
Bir gümüş endâze ile ölçmeli ol ince beli
İsmini anın diyemem çekmesin ol gonca elem
Üç yüz ona düştü rakam ebcedi harfin temeli
Çağırır EMRAHÎ habîb koyma bizi böyle garîb
İster isen derde tabîb zikreder gör Lem-yezeli
B.Mef û lü / Me fâ î lü / Me fâ î lü / Fe û lün
Erzurumlu Emrah:
Hikmet DİZDAROĞLU, Halk Şiirinde Türler, Ank., 1969, s. 138-140.