
Sancak Bayrak Baydak Kökenleri Anlamları
Sancak sözcüğü Türkçe kökenlidir. Uygur Türkçesinde sançğak "mızrak “ manasına gelir. Sanç eski Türkçede;” batırmak, saplamak” anlamına gelen bir fiil köküdür. [1] - ang ise fiilden isim yapan ektir. [2] Eski Türkçede sancak " mızrak ucunda taşınan bayrak” anlamında da kullanılır hale gelmiş; sancak sözcüğü; “saplamak, batırmak” anlamına gelen sanç fiilinden türeyerek sancak ismini almıştır. ( şaç- saç+ak; yat -ak gibi) Orta Türkçede sancak sözcüğünün yerine ‘bayrak’, batrak “ sözcükleri de kullanılmıştır. “Batrak kelimesinin Türkçedeki ‘batır’ kökünden geldiği” [3]söylenebilir. Sancak, bayrak, mızrak, süngü gibi batırılacak, saplanacak bir silahın adıydı. Savaşlarda bu silahların ucuna kabileyi, rütbeyi, birliği, temsil eden alametler konuluyor buna da sancak, bayrak veya baydak deniliyordu. Bayrak” sözcüğü de Türkçe olduğu; “Bay” kelimesi “büyük, efendi, Tanrı” …“büyüğe layık, büyüğe mahsus” anlamlarına gelir. “Ak” kelimesi ise “güç, kuvvet, mükemmellik”[4] manasına geldiği görüşleri de bulunur.
Arapçadaki karşılığı “ livâ ve râye”; Farsçada ise sancak sözcüğünün karşılığı olarak “nişan, alem” sözcükleri kullanılmıştır. [5]Liva, Osmanlılarda sancak sözcüğünün eş anlamlısı olarak kullanılmıştır.
Sancak, lügatlerde: bir ulusun, bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi’, “ bayrak, liva. Askerî birlikleri temsil eden verilen yazılı, işlemeli, saçaklı ve gönderli bayrak” anlamları ile açıklanır. Ayrıca gemilerin sağ tarafına sancak dendiği gibi, Osmanlı devletinde iller, ilçeler arasında yer alan yönetim bölgelerine ve mutasarrıflıklara da sancak adı verilmiştir.
Eski Türklerde Sancak ve Tuğ
Eski Türklerin ilk sancakları mızrak üzerine bağlanan ve tuğ adı verilen Tibet öküzünün -kotuz adındaki yabani boğaların- [6]kuyrukları olmuştur. ( bkz Tuğ Nedir Dokuz Üç İki Bir Tuğ Ve Anlamları ) Tuğ, en tepesine yak öküzünün ( Tibet öküzü) veya atkuyruğuna bağlı, ucuna altın yaldızlı bir top eklenmiş bir mızraktı. Sancaklar, her Türk boyunun seçtiği ongunu, damgayı işaret eden simgeler ile mülkiyetlerini ve hâkimiyet alanlarını belli eden işaretler taşıyordu. Sancakların üzerindeki her bir damga, şekil ( huma, çift başlı kartal, kuş, bozkurt vb ) im, tuğ, renk ve yazıların ayrı bir anlamı vardı. Sancakların üzerinde boyları temsil eden damgalar, ongunların şekilleri, hâkimiyet alanlarını belli eden semboller ve renkler bulunuyordu. Tuğlar ve sayıları ise Hakan ile başvezir, bey gibi rütbeleri belli etmiş oluyordu.
( “Kağanları temsil eden sancağın üzerinde dokuz tuğ bulunurdu. Sadrazama- beş tuğ, vezirlere üç tuğ, beylerbeyine iki, sancak beyleri –mirlivalara- ve voyvodalara ise bir tuğ ” [7] takılı sancaklar verilirdi.
[1] , Hasan Eren, Etimolojik Çalışmalarda Metodoloji Sorunları–1, TÜRK DİLİ Dergisi, TDK Yay., Sayı: 631, Ank., Tem.–2004, s.3–7.
[2] https://www.etimolojiturkce.com/kelime/sancak
[3] Hasan Eren, Etimolojik Çalışmalarda Metodoloji Sorunları–1, TÜRK DİLİ Dergisi, TDK Yay., Sayı: 631, Ank., Tem.–2004, s.3–7.
[4] Fevzi Kurtoğlu, Türk Bayrağı ve Ay Yıldız, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1992, s.5.
[5] Mahmut Enes SOYSAL, “TARİHSEL SÜREÇTE BAYRAK VE SANCAKLARIMIZ”, A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi [TAED] 42, ERZURUM 2010, 209-239
[6] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/eski-edebiyatta-kotuz-ve-kotuzi-sorguc/86277
[7] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/tug-nedir-dokuz-uc-iki-bir-tug-ve-anlamlari/152577