Sala devletle çün Sultân Süleymân saffın âlâya
 
Pâdişâh-ı ‘âlem-penâh hullidet hilâfetuhu hazretlerine virilmişdür
 
Sala devletle çün Sultân Süleymân saffın âlâya
Melekler ‘arş-ı a’lâdan çagırur yagı yagmaya
 
Salınur ak sancak serv-i sîm-endâma dönmişdür
Çözülmiş tug-ı şâhî benzeyüp zülf-i mutarrâya
 
Kime salarsa sâye bir diyâra şehriyâr eyler
O sancakdur eger var ise dünyâda hümâ-sâye
 
Nişân-ı mîh-ı na’lün lâle-zârı geh ide menzil
Yiridür gökde ta’n itse şafak birle süreyyâya
 
Gubâr-ı ‘askerün mihriyle cenge çarhaya çıkmış
Kemendün çînîdür hâle atılmış gökdeki aya
 
Melekler mihr ü mâhun revzenine geldi cem’ oldı
Gürûh-ı pür-şükûh-ı ceyş-i mansûrun temâşâya
 
Çü şâh-ı bahr u berri tutdı çadır çiçegi yiri
Habâb-âsâ açıldı bâd-banlar rûy-ı deryâya
 
Gazâ yolında her toz ki kopar atun ayagından
Melekler gözlerine kuhl idinür hûr-ı pîrâya
 
Sana ol ‘asker-i Mansûrı verdi Hakk Te’âlâ kim
Müyesser olmamışdur ne Ferîdûna ne Dârâya
 
Atarlar mihr-i mehden kumbara burc-ı semevâta
Kurarlar kehkeşândan nerdibân evreng-i bî-pâya
 
Karavul feth (…) fevz ü nusret oldı tundârun
Yüri fırsat senündür kıl tevekkül Hakk Te’âlâya
 
Hisâr üzre dikilmiş pâdişâhun sancagı sandum
Seher gökde nazar kıldukda mihr-i ‘âlem-ârâya
 
Dikilsün sancak-ı İslâm sîb-i Müslümî yensün
Salup eyvânı ehl-i nâza ‘azm ide Kızıl Elmaya
 
Gırîv-i tob-ı kahrun çanına ot tıkdı Rîm-pâpun
Kakar nâkûs anun çün tahta erbâb-ı çelîpâya
 
Der-i deyr üzre subh u şâm çanlar çalınur sanman
Bilüp yıkılacagın mâtem eylerler kilisâya
 
Kaşun çîn eyleyüp bir göz ucıyla egri bakmışdur
Yıkılsun kal’a-i Egri el urma hiç ok u yâya
 
Siketvârun segidür varsa serdârını segbânun
Küleh-dârunla havfun ile derdin kime aglaya
 
Sakızun kâfirün çekmişler agzından dil almışlar
Ne Kıbrıs u ne Malta döyerimiş bu tonanmaya
 
Gerek himmet ki Câbülkâ vü Câbülsâ ola râmun
Ne minnet kal’a-i Peç fethine teshîr-i Maltaya
 
Gele Hüdhüdlük ide ‘askerinde sen Süleymânun
Kebuterler eger nâme uçursan Kâfa ‘Ankâya
 
Süleymân-ı zemânsın yanuna haşr-ı cünûd oldı
O cündün ben de pâyânında bir mûr-ı fürû-mâye
 
Başumda sebz destâr u dilümde şekkerîn güftâr
Cünûdun içre döndüm ben de bir tûtî-i gûyâya
 
Du’â nâmıyle geldi yüz süre dergâhuna ‘Âşık
Süleymân ‘askerinde sözle girsin mûr araya
 
Şehâdet birle dünyâsın degişmek kasdına geldi
Dem-i nakd-ı hayât ile seridür elde sermâye
 
Dirigâ bana itdi zulm bir zâlim had atâşın
Bu zulme şâhidümdür Hak ki Hakdur cümle eşyâya
 
İki ‘âlemde mücrim olanı gözsüz kopar yâ Rab
Beni mücrim diyü ‘arz eylemiş dergâh-ı a’lâya
 
Nebî âlini teşbîh eylemişdür keştî-i Nûha
‘Alî Pürtek kapudanına n’ola nehr-i Tunaya
 
Sulı segün suda yatar meseldür mâ-tekaddümden
‘Alî Pürtek Tunada yüz yumaz sal anı deryâya
 
Tebevvül eylemiş sâbıkda biri zemzeme dirler
‘Ali Pürtek bu yüzden virdi sûret-i (…)
 
Bahâneyle yüzün gördüm atun izine yüz sürdüm
Sipâs-ı bâ-sitâyiş şükr ü minnet Hak Te’âlâya
 
Bihamdillah sözi kizb oldugı isnâd u bühtânı
Bilindi ser-be-ser erkâna vü pâşâya âgâya
 
Müfettişlikde sa’y u vâfir irsâliye gönderdüm
Yolumı urdı ol yolsuz göreyüm hışma ugraya
 
Ölümden öndin öldüm ki ben oldum kahruna mazhar
Bu denli kâdı lutfundan terakkıyle bulup vâye
 
Ne haddümdür diyem ben hizmet itdüm cânuma minnet
Sana hizmet ‘ibâdetdür yarar dünyâya ‘ukbâya
 
Velîkin gayret-i akrân bir müşkil marazdur ki
Cihânda benzemez hîç bir maraz bu derde bu dâye
 
Beni nâmerde muhtâc etmedün bir demde sultânum
Yine de ‘âşık’undur ‘Âşık-ı zâr u fürû-mâye
 
Yolum yüz otuz ise sen yüz elli ile ihsân kıl
Şehâne lutfa çün olmaz bahâne himmete pâye
 
Gazâdur bu da başka andan el virür müselmâna
Kara kâfir niçe bir hâkim ola Kıratovaya
 
Havâle itme kâdı-’askere ahvalümi lutf it
Beni süründürür ol haşre dek salmakla ferdâyâ
 
Ugurun açık u ‘azmün mübârek ola sultânum
Hudâ feth ü zaferler sevk ide bî-hadd u bî-gâye