Gölgesi düşünce bir ak kâğıda,
Mutlaka umudu yazar bu kalem.
Ne feryada dalar ne de ağıda,
Geçmişe bir çukur kazar bu kalem.
Her zaman sevdayı getirir dile,
Sürmeler çekili mısralar ile...
Cânanın resmini ahrette bile
Gönül tuvaline çizer bu kalem.
Zemheri döşlerde zağlı düğümü,
Vuslat yollarında bağlı düğümü,
Hayatın attığı yağlı düğümü,
Hece kanadında çözer bu kalem.
Asırlar boyunca yüreğinde us,
Bazen Abdal oldu, bazen de Yunus!
Mürekkep olsa da yetmez okyanus,
Fikrin deryasında yüzer bu kalem.
Seherde savrulan közü yazarken,
Hasretle tutuşan özü yazarken,
Düşlerden süzülen sözü yazarken,
Ne usanır ne de bezer bu kalem...
Elbet geçit vermez nefrete, kine;
Hor bakmaz bir ırka, bir başka dine...
Bazen yanılsa da, sonunda yine
Doğruyu eğriden süzer bu kalem.
Zamanın arınıp yunup kaldığı,
Madde âleminin donup kaldığı,
Bütün gölgelerin konup kaldığı,
Aklın ötesini sezer bu kalem.