ŞAİR VE ŞİİR
İslamiyet’ten önce, sahneye çıktı şiir
Baki, Hamit, Haşimler bildi farkı oldu pir
Karacaoğlan, Yunus rehber oldu yürüdük
Yüce Mevlana ile zirveleri bürüdük
Kimi adadı ömrü, selam verdi barışa
Özgünlüktü mesele, girmediler yarışa
Canım Anadolu’yu, büyük aşkla gezdiler
Aşkı merhem bilip mısraları dizdiler
Muhibbi, Nedim, Tevfik okşadılar gönlümü
Cahit Sıtkı bizlere, hatırlattı ölümü
Şairler ihaneti, ölse bile affetmez
Şair gibi sevmeye, koskoca ömür yetmez
Dadaloğlu, Köroğlu tanımadı fermanı
Bu yiğitler de buldu, sazda sözde dermanı
Sehpa da olsa sonu, tek mühimmatı kalem
Korkmaz şair Pir sultan, iyi bilsin el âlem
Övüldü Anadolu, karşılık beklemeden
Son buldu ömürleri, katırı yüklemeden
Şairlerim şiirle, umut verir cihana
Şiirlerin gücünü, sakın atma yabana
Bağlandılar gönülden, düştüler derin aşka
Yaşadılar aşkları, olmadan dilde keşke
Necip, Nazım, Veyseller, alacağını aldı
Yolcu ettik onları, mirası bize kaldı
Sevdiler yaşamayı akıtmadılar kanı
Yürek yakan ateşe, atmadılar insanı
Kirlenmedi dilleri, anlattılar sevgiyi
Kara toprak olsalar, hak ettiler övgüyü
Çelişmez kendisiyle, şairin tektir sözü
Mala mülke meyletmez, fanide yoktur gözü
Haklı söyler her zaman, boşuna yormaz dili
Var oldukça şairim, esecek seher yeli
Akif’le değdi arşa, milletçe başlarımız
Ağladığımız yeter, dinsin gözyaşlarımız
Kan dökülmesin artık, kötülükler son bulsun
Hakka yürür şairim mekân-ı cennet olsun
Kul Ölmez benim adım, üstadım Dertli Polat
Sokma küfrü şiire, tatlı lisanla anlat
Budur benim meramım, başka söze gerek yok
Dargınlığa son verin, yaşanacak günler çok
MURAT ÖLMEZ
M Nihat Malkoç