sağanak ruhlu bir adam
elleri cebinde
köşe başında
duruyor
üstünde kirli elbiseler
temizliğe anlam katıyor
dargın ya da huysuz ayakları
bastonu eşlik etmeye çekiniyor
yorgun veyahut asi  bir gülüşü 
içten
ve rengarenk
ders kitabı kadar açık 
şiir kadar demli bir ses tonuyla
hey ahali demeyi içlendi
utandı
yada anlatamadı 
bakışlarında bir kuş ölüsü
ve yıllanmış yaşanmışlığın ağır korkusu
öğüt vermeye çekindi
kahvehanede okey oynayan kalabalığa
kimisi görmezden geldi
kimisi kalkıp yerini verdi
sustu 
ve bir daha konuşmadı
anlayan ne demek istediğini 
çoktan anlamıştı