PELİT

 

   Sonbaharın işareti, sadece sarı yapraklar, kuru dallar değil ki... Dün yolda yürürken ayağımın önüne pat diye bir şey düştü. "Ceviz mi acep" diye baktım, pelitmiş. Büyük, parlak, muhteşem bir pelit... Eğilip aldım, öpüp alnıma koydum, ekmek gibi...

 

******

   Büyük savaş bitmiş, yenilmişiz. 30 Ekim 1918'de Ateşkes imzalamışız. Yurdumuz, galip devletler tarafından, işgâl edilmeye başlamış. 

   Bu işgâlden bizim dağ köyleri de nasibini almış. İşgâl kuvvetleri kumandanı, "Gelip bize biat edin, emirlerimizi yapın, yiyeceğinizi biz verelim. Gelmezseniz açlıktan ölürsünüz." demiş. Köyden hiç kimse gelip kumandanın kapısını çalmamış. Yorgun, yaralı, zayıf halkın önce ambarlarını, tarlalarını yakmışlar, bulabildikleri hayvanlarına el koymuşlar. Sonra beklemeye başlamışlar halkın açlıktan ölmesini.

   Aradan birkaç ay geçmiş, eceliyle ölenler dışında, köyden kimse ölmüyormuş. Güz bitmiş, kış gelmiş, yine kimse "açız" diye işgâl komutanının kapısını çalmamış. Kış bitmiş, ilk bahar gelmiş, halkın sakladığı tohumlar, var mıdır diye evlere baskın yapmışlar. Sandıkları, yüklükleri parçalamışlar, bulabildikleri tohumları da yakmışlar. Halkın bu defa öleceğinden eminlermiş. 

Bahar da bitmiş, yaz gelmiş. Açlıktan ölen olmadığı gibi işgâl güçlerinden yardım isteyen de yokmuş hâlâ. 

   Kumandan, yürüyüşe çıktığı bir gün, küçük bir çocuğun, kamıştan düdük yaptığını görmüş. Çocuk, düdüğü bitirince üflemeye başlamış. Güzel de bir nağme tutturmuş. 

Kumandan çocuğun yanına gelip, müziğini dinlemiş, çok beğenmiş, isterse yiyecek verebileceğini söylemiş. Çocuk omzunu silkmiş. 

-İstemez, demiş.

Kumandan;

-Yiyecek neyiniz var ki, hem açsın hem de "İstemez!" diyorsun? Demiş.

-Biz, sizin ekmeğinizi isteyecek kadar aç değiliz, olmayız da...

- Niye? Ne yiyorsunuz ki?

-Baharda ot, yazda dut, güzde murt, kışta pelit yeriz.

   Kumandan ambarları, tarlaları, ata tohumları yanan bu milletin, muhannete muhtaç olmamak için başka çareler bulduğunu, geçimlerini ormandan sağladığını anlamış. 

"Biz, silah zoruyla başlarına geçeriz de yine de şereflerini alamayız. Yok etmek için bütün ülkeyle birlikte yakmak gerekiyormuş bu milleti" demiş. 

 

*****

 

   Sadece galip devletlerle değil, galip askerlerin egolarıyla da savaşan, açlıkla, yoklukla imtihan olan atalarımı düşündüm. Bizi işgâlden kurtaran kuvayı milliyenin varlığına, Atatürk'ün ferasetine, bizi teba olmaktan çıkarıp millet yapan cumhuriyete çok şey borçluyuz. 

   Vatan için ölüyoruz ya... Seve seve canımızı veriyoruz ya... Vatan toprağını öldürürsek; ormanları yok eder, gölleri, dereleri kurutursak ne olur? Düşmanın yapamadığını kendi kendimize yaparız o zaman. 

   Baharda ot, yazda dut, güzde murt, kışta pelit yiyecek ormanlarımız var olsun... Olsun ki muhannete muhtaç olup da şerefimizi satmayalım.