PAYLAŞILMAYAN İLİM
 
     İLMİHÂL kısa bir tanımla; Müslüman olarak ibadetlere dair öğrenmemiz gereken bilgileri, konuları bizlere ayrıntılı açıklar. Namaz kılmaktan oruç tutmaya, zekât vermekten hacca gitmeye kadar tüm bilgileri araştırarak öğrenmeli. Kulaktan dolma bilgi edinmemeli. Fıkıh, tefsir, kelâm konuları da işin ehli kişilere danışılarak öğrenilmeli.
    Akıllı telefonlarımıza güvenip de internetten indirdiğimiz hazırcı bilgilerin yarısı yanlış çıkabiliyor. Her ramazan ayında canlı yayın iftar programlarında orucu bozan bozmayan şeyler, namaz kılarken gülmek namazı bozar mı bozmaz mı, birini öpünce abdestimiz kaçar mı, sakız çiğneyince oruç bozulur mu, eşarp takmadan hanımlar namaz kılabilir mi?... tarzında biraz saçma ve bir o kadar da gülünç konuları dönüp dolaşıp soruyoruz ki buradan anlaşılan neticede dinî ve ilmî bilgilerimiz tam oturmamıştır. Ömrümüzü beyhude, boş yere geçirmemek gerek. Kulluk vazifesini şefkat ve nezaketle, sağlam ilimle yerine getirmek erdemdir. Okuma, araştırma ve öğrenme alışkanlığı edinmeli. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp ve bilip de bildiğini insanlardan gizleyerek paylaşmamak ayıptır. Kütüphane dolusu bilgiyi pintilik yapıp topluma aktarmayanlar, mallarını yiyemeden ölenler gibi yok olup giderler.
 
     Öbür dünyaya göç etmeden evvel paylaşmak gerek ne biliyorsak. Güzel sesimizden, tatlı dilimizden, bilgimizden, ilmimizden, tecrübelerimizden, iyi işlerimizden başka insanlar da nasiplenebilmeli. Onlar da nefeslenmeli hakkıyla. Bildiğimiz ilmi saklarsak bir gün toprak olunca o bilgi de yok olur gider. Yardımcı olmalı her cana, Allah’ın sevgili kulu olarak iyiliği öne taşımalı. Paylaşılmayan bir ilim; kavanozda aylarca bekletip de kıymetinden açıp yiyemediğimiz ev yapımı reçellerimiz gibi bozulur, gardıropta biriktirip de kimseye hediye etmediğimiz fazla kıyafetlerimiz gibi rutubetlenir, fazladan yiyecek alıp da aç olan komşumuzla onu paylaşmayınca küf olan ekmekler gibi yok olur gider. Paylaşmak gerek güzellikleri, ilim dolu muhabbeti ve tüm manevî değerlerimizi.