Eski edebiyatta karşımıza çıkan bir sözcük olan pastav; "müdevver ( daire şeklinde ) hareli kadife kumaş türü", üç tarafı da yıldızlı çuha kumaşının sarılması ile oluşan kumaş topu anlamlarındadır. A. Talat Onay, pastav sözcüğünün Macarca kökenli olduğunu belirtmiştir. [1]

Pastav sözcüğü Ortaoyununda da geçer. Ortaoyununda pastav Pişekâr'ın elinde bulundurduğu ve sık sık kullandığı "şak şak" diye ses veren tahtadan maşa, ya da içi ayrık tahtaya denmektedir.

Pastav makinesi: Kumaş toplarını üst üste katlayarak yığan alete denmektedir.

Pastavla pazarlık: Toptan pazarlık etmek demektir.

Bizi ey gonca kâba pastav ile aldatma

Sana kim etti o gül penbe kabâyı biliriz.   Sabit

 

Bir kerâmet satamaz pastav ise almazlar

Satmayıp bâr-ı riyâ nişlesin ol delk bedûş   Sâbit



[1] . A. Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar , meb, 1996, s.205