[fā˓ilātün / fā˓ilātün / fā˓ilātün / fā˓ilün]
1 ol ki derd-i hicr ile hem-ḥālet-i Ya˓ḳūb olur
ṣabr ile tenhā-niş/n-i külbe-yi Eyyūb olur
2 gösterir şem˓-i ˓asel envār-ı ġayret neydigin
her gece rūşen-çerāġ-ı türbe-yi ya˓sūb olur
3 nerde bir dānā görürsem rütbe-yi ednādadır
ṭavr-ı ma˓kūs-ı zamāne ġālibā maḳlūb olur
4. b/-kesāna ehl-i cāh āzār eder nekbet deyü
l/k bilmez ˓azl olunca kendi de menkūb olur
5 rū-siyāh-ı cürm isem de işte bu r/ş-i sef/d
sāḥa-yı ˓afv-ı Ḫudā'da Vehbiyā cārūb olur
Yrd. Doç. Dr. Ahmet YENİKALE, SÜNBÜL-ZÂDE VEHBÎ DÎVÂNI, Kahramanmaraş 2012