Ey Nil-i mübarek!
Sen daha akmanın, dalgalanmanın ve de
Buharlaşmanın ne olduğunu bilmezken
Mısır neresi adın nedir hiç aklına dahi gelmezken
Ve daha adına hiç türküler yazılmamışken
Ben şimdi meçhul görünen
Ancak ezelde aşikar Sevgiliye
Nil diye diye yazılı eş’arı bercestelerimle
Meşhur-i cihan olmuştum bezm-i elestte
Serencame-i aşkımın mesnevileri dillere destan olmuştu da
O gazel gözlü sevgiliye takdim edilmek üzre
Hesapsız divan-ı hubum vardı benim
Dilim dudağım tekellim için kıpırdamayı bilmezken
Kalb denen şu binbir dilli andelib-i aşıkanım
Hiç durmaz canana serenadla şakırdı da
Saf saf eş’arım bir başka dizilirdi…
Lakin uzun bir sefere çıkmamız mukadder olunca
Topraktan libası giyeli olmuştu ki bir zaman
Geçmiştim ki intizar-ı vasıl ile araf-ı çölü
Gelip varıp bir nefeslik dinlenirken kıyında
Yine seferi idim iklim-i sevdada bi-aram
Atam Adem Nebi gibi arıyordum yine eksik sol yanımı
Semtinde buldum cihanda bulunmaz benzersiz olanı
Bir an-ı seyyale bakınca uzaktan ona
Vuslata kandım hem de yana yana
Ve o sultan etti kadim gönül tahtına
Tamam oldum o an ah bir bilsen
Ezeli arayışlarım nasıl da şevkle duruldu
Sevin sevin ey Nil
Sana da bu kenz-i mahfiden
Alemde o güzele müstear olmak düştü...