Fötör şapkasına, takmış tozağı.
Görmez göze goymuş, bizim mazağı.
Firik olmuş, afiyenin gozağı.
Yemem deyi, atar olmuş duydun mu.
Çoban idi, atıp gitti deyneği.
Aceleynen, çıkarmadı köyneği.
Şaşırıp da bulamadı pörneği.
Göçü kemâl, saç uzatmış duydun mu.
Cukcuk musa, avda goymuş tazı’yı.
Cebeleden saymış, ödlek fazlı’yı.
Karanlıkta karıştırmış, nazlı’yı.
Cebeleyi alıp gaçmış, duydun mu.
Beciş amet, şevroleyi sağlamış.
Abdal leyli, yüreğini dağlamış.
Karısı da gelmez deyi ağlamış.
Ar etmiş de, varamamış duydun mu.
Belçikaya, işçi ettik hepini.
Toplamazlar, ekinlerin sapını.
Yıllar geçti, özler olduk topunu.
Tabut ile geliyorlar, duydun mu.
Mest olmuş da, girivermiş havaya.
Keklik yumurtası, kırmış tavaya.
Tersi dönmüş, inememiş ovaya.
Cüce bekir, dağda kalmış duydun mu.
Çil ismail, karakaçan toplattı.
Şaşkınlıktan, yürekleri hoplattı.
Siparişmiş, İstanbula yollattı.
Geçenlerde, eşşek depti duydun mu
Çoktan beri, haberini almadım.
Suvermeze, varam dedim varmadım.
Eşe dosta mektup bile salmadım.
Süleyman da şaşar oldu, duydun mu
Ecir Demirkıran