Ne vardı elinden bir çay içeydim...
Önce suyu koysaydın, bir kibrit çaksaydın ilk çakışında yanmasaydı, bir daha çaksaydın gözlerin gibi parlasaydı kibritin ucu, kondursaydın suyun altına...
Ayakta bekleseydin suyun fokurdayarak söylediği türküleri duyana denk. Sonra boşlukla raks eden ellerini daldırsaydın çay paketinin içine, avuçlasaydın o narin ellerinle... Usulca bıraksaydın kaynayan suyun üzerine, pamuk ellerinle temas edip lezzetine lezzet katan çayı...
Demlenene kadar şarkılar söyleseydin... Nakarata geldiğinde kapsaydın çaydanlığı, gözlerin gözlerimi seyreylerken doldursaydın demli bir çay...
Uzatsaydın cennetten uzanan ellerinle...
Ah bir yudum alsaydım, bir yudum alabilseydim sunduğun o çaydan kevser şarabından içmiş sayılmaz mıydım...?
Ne vardı elinden bir çay içeydim
Ölene dek sermest olurdum Leyla
Garip yüreğinden bir dem geçeydim
O dem hatrına şad ölürdüm Leyla
Seferi Nurcan Ören