"Eğer hayat sadece sevinçle dolu olsaydı, hiçbir zaman cesur ve sabırlı olmayı öğrenemezdik. "
Helen Keller
Sevdiklerimizi kaybetmek, hastalıklar, maddi çıkmazlar gibi bizi mutsuzluğa iten birçok olumsuzluk yaşarız. Gözyaşı döktüğümüz gibi yüzümüzde tebessümler de belirir. Mutluluklar ve mutsuzluklar yana yana yürür hayat yolunda.
Hayat bu! Bir düşüp bir kanatlanacağız. Mutluluğa alıştığımız anda bir anda üzüleceğiz. Kolumuz kanadımız kırılmış gibi olacağız bazen. Hayat her zaman nasıl iyi gidebilir? İstediğimiz yönde akıp gitmeyebilir her zaman. Haberlerde izlediğimiz veya bir gazetede okuduğumuz bazı acı olayları kendimize uzak görürüz çoğu zaman. Keder uğramasın isteriz bize. Her şey yolunda gitsin isteriz hayatımızda.
Şiddet olayları, ağır hastalıklar, doğal afetlerde yaşanan kayıplar, ekonomik çıkmazlar ve daha birçok acı haber akıp giderken ekranlarda, birkaç iyi haberle de umutlanırız. Kendimize geliriz. Elbette, yaşam koşullarımız kötüye gittiğinde ayakta durmak ve umudunu korumak zorlaşır. Umut dolu söylemlere ihtiyaç duyarız. Birbirimize güzel haberler vermeyi isteriz. Ama hayat böyle bir şey işte!
Bir güzelliğin değerini çoğu zaman yokluğunda anlarız. Sıradan gibi görünen bazı mutlu anlar, ne büyük anlamlar kazanır. Gözümüzdeki değeri artar. Duyduğumuz acı haberler bizi tedirgin edip karamsarlığa itebilir. Ekranlardan yürek burkan haberleri izlerken darmadağın oluyoruz. Kendi mutluluğumuz bizi mutlu etmeye yetmiyor. Tabii ki ateş düştüğü yeri yakıyor. Ama bizler de uzaktan da olsa o acı kervanına katılıyoruz.
Bir reçetesi olmalı, acının, böyle anlarda yaşama sevincimizi, inancımızı ele geçirmemesinin...Yüzümüzden tebessüm, yüreğimizden sabır ve umut eksilmemeli. Her acı kervanın, sonunda refaha kavuşacağına, acıların bir şekilde hafifleyeceğine inanabilmeliyiz. Yoksa ne mümkün hayata devam etmek. Kederin ağırlığı altında ezilmeyip, elimizdeki güzellikleri görmeye çalışmalıyız.
Umutların tükendiği bir enkazın altından mucizelere tanıklık edebiliyoruz. Bir yanda mucizeler bir yanda hayal kırıklıkları... Her şey biz insanlar için. Düşmek de kalkmak da... Ağlamak da gülmek de... Mutluluğun reçetesine neler yazılabilir? Sizin mutluluk reçetenizde neler yazılı bilmem ama bana göre mutluluğun reçetesi, bu tezatlarla barışık olmakta ve umudu capcanlı tutmakta saklı.
"Batan güneş için ağlamayın. Yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin."
Dale Garneige
11 Şubat 2019
Helen Keller
Sevdiklerimizi kaybetmek, hastalıklar, maddi çıkmazlar gibi bizi mutsuzluğa iten birçok olumsuzluk yaşarız. Gözyaşı döktüğümüz gibi yüzümüzde tebessümler de belirir. Mutluluklar ve mutsuzluklar yana yana yürür hayat yolunda.
Hayat bu! Bir düşüp bir kanatlanacağız. Mutluluğa alıştığımız anda bir anda üzüleceğiz. Kolumuz kanadımız kırılmış gibi olacağız bazen. Hayat her zaman nasıl iyi gidebilir? İstediğimiz yönde akıp gitmeyebilir her zaman. Haberlerde izlediğimiz veya bir gazetede okuduğumuz bazı acı olayları kendimize uzak görürüz çoğu zaman. Keder uğramasın isteriz bize. Her şey yolunda gitsin isteriz hayatımızda.
Şiddet olayları, ağır hastalıklar, doğal afetlerde yaşanan kayıplar, ekonomik çıkmazlar ve daha birçok acı haber akıp giderken ekranlarda, birkaç iyi haberle de umutlanırız. Kendimize geliriz. Elbette, yaşam koşullarımız kötüye gittiğinde ayakta durmak ve umudunu korumak zorlaşır. Umut dolu söylemlere ihtiyaç duyarız. Birbirimize güzel haberler vermeyi isteriz. Ama hayat böyle bir şey işte!
Bir güzelliğin değerini çoğu zaman yokluğunda anlarız. Sıradan gibi görünen bazı mutlu anlar, ne büyük anlamlar kazanır. Gözümüzdeki değeri artar. Duyduğumuz acı haberler bizi tedirgin edip karamsarlığa itebilir. Ekranlardan yürek burkan haberleri izlerken darmadağın oluyoruz. Kendi mutluluğumuz bizi mutlu etmeye yetmiyor. Tabii ki ateş düştüğü yeri yakıyor. Ama bizler de uzaktan da olsa o acı kervanına katılıyoruz.
Bir reçetesi olmalı, acının, böyle anlarda yaşama sevincimizi, inancımızı ele geçirmemesinin...Yüzümüzden tebessüm, yüreğimizden sabır ve umut eksilmemeli. Her acı kervanın, sonunda refaha kavuşacağına, acıların bir şekilde hafifleyeceğine inanabilmeliyiz. Yoksa ne mümkün hayata devam etmek. Kederin ağırlığı altında ezilmeyip, elimizdeki güzellikleri görmeye çalışmalıyız.
Umutların tükendiği bir enkazın altından mucizelere tanıklık edebiliyoruz. Bir yanda mucizeler bir yanda hayal kırıklıkları... Her şey biz insanlar için. Düşmek de kalkmak da... Ağlamak da gülmek de... Mutluluğun reçetesine neler yazılabilir? Sizin mutluluk reçetenizde neler yazılı bilmem ama bana göre mutluluğun reçetesi, bu tezatlarla barışık olmakta ve umudu capcanlı tutmakta saklı.
"Batan güneş için ağlamayın. Yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin."
Dale Garneige
11 Şubat 2019
Sevim Kınalı