[mefā˓/lün / mefā˓/lün / mefā˓/lün / mefā˓/lün]
                                                                                                                                                                                           
1 mücerred ṣūret-i ẓāhirde bir köhne ḳabāmız var
bizim bu çarḫ-ı aṭlasdan ne b/m ü ne recāmız var
2 cefā-yı yārdan cevr-i felekden aġlarız her dem
dü-çeşm-i ḫūn-feşān ile dükenmez mācerāmız var
3 göŋül mecẕūbdur dildāra ammā ceẕb içün anı
bizim de ˓aşḳ derler bir ḳav/ āhen-rübāmız var
4 Ḫaṭāy/ müşge teşb/h eyledik evvel ḫaṭ-ı yāri
gidince revnaḳ-ı ruḫsārı fehm etdik ḫaṭāmız var
5 bu kilk-i pür-füsūndur Vehbiyā ḫaṣmı eden ilzām
hemān ibṭāl-i siḥre ābnūs/ bir ˓aṣāmız var
 
Yrd. Doç. Dr. Ahmet YENİKALE, SÜNBÜL-ZÂDE VEHBÎ DÎVÂNI, Kahramanmaraş 2012