Monolog Röportaj- Gölgenin Altında Durarak, Güneşin Altında Aydınlıkta Tartışılmayan Konular Karanlıkta Kalır.
 
-Gönüllere hitap eden şiirle sosyal konulara insani duygu ve hisleri koruyan şiirle olan yolculuğumuz devam ederken Sayın Gülveren, gölgenin altında durarak, güneşin altında aydınlıkta tartışılmayan konular karanlıkta kalır, duyan işiten gören olmaz gerçeğiyle, bu nedenle hayatımızda öylesine karanlıkta kalmış meydana çıkmayı bekleyen kanıtlar ve karşıt düşünceler fikirler var ki, bunlar dikkatle alınmadan toplumun tamamını içine almadan, öylesine hazırlanmış düşünce merkezinden uzaklaştıran konuşmalarla, dağılmış dağınık haliyle, büyük değil küçük ağırlıkta olan düşünceler olurken, bu kanıtlar düşünceler çoğu kez ilgiyi görmezken bilinmezken, sanki birilerinin ortaya koyduğu oyunla bu oyunun merkezindeki aykırı düşüncelerle bizlerin saptırması kaçınılmaz ve kolay olmaktadır. Şair şiirleriyle bu oyunu bozandır, bu aykırı toplumu sarmayan karanlık gölgeler altında tartışılan konuları, şiir güneşin altında aydınlıkta şairle anlatandır diyebilir miyiz?
 
ŞİİR VE ŞAİR TOPLUMUN FİKİR VE DÜŞÜNCELERİN ARKASINDA DEĞİL ÖNÜNDE YOL AÇARAK AYDINLATARAK GİDENDİR YOLU GÖSTERENDİR
 
-Haklısınız çok güzel ve kısa özetlediniz. Şiir ve şair toplumun fikir ve düşüncelerin arkasında değil önünde yol açarak aydınlatarak gidendir, yolu gösterendir. İllaki bu yol demek sadece gösterendir. Başka düşünceler karanlıkta gölgede karara bağlanarak toplumu karanlıkta bırakılması için alınırken, bu kararlar doğruyu kanıtlamaz gerçeği ifade etmezken, şair şiirler araştırması çaba gayreti ile bunu haykırarak, hece ve sözlerle haykırarak usulca söyleyendir. Bu karanlık ve gölgeler altındaki karanlık fikirleri şiir arasındaki boşluğu, şairle dolduran ve bu kanıtların kanıt olmadığını gerçek olmadığını aralara sıkıştırarak, karanlığı aydınlık ve toplumun benimsediği düşüncelerle doldurarak boşa çıkarandır. Kısa ve etkili cümlelerle toplumun temel düşüncelerinin içine katarak gerçeği söyleyendir şair ve şiir. İnsanın toplumdaki yerini saygınlığını saygın bir bakış açısıyla ortaya koyuyor. İnsan doğru ve kabul görülür gerçeklerle, kendini biçimlendirirken toplumunda bilinçlenmesine katkıda bulunması için şair ve şiir katkıda bulunuyor. Yoksa oyunlar karanlıklar nasıl aydınlık olacak? Fikir sancısı çekmeyen nasıl fikirleri aydınlık edecek?

 Cahit Zarifoğlu, Hama‟da binlerce Müslüman bir gecede öldürülürken aşağıdaki mısralarla dünyaya haykıracaktır. Şair,
 
“O sabah camimizde ezan sesi gelmedi
 Korktum bütün insanlar, bütün insanlık adına”
 
Yine şair
 
“Yanakları, saçları, gözleri yanmış,
Zehirli gaz bombaları Yılan gibi sokmuş,
 Yalamış gövdelerini Ağızları,
 Küçücük dilleri yanmış
 Bütün Beyrut sapsarı kalmış
Sanki ağlamak imkânsız
Başları Paletlerle ezilmiş babaları
Yahudi doğramış analarını
 Binlerce çocuk topların betonların altında”
 
Cahit Zarifoğlu
 
TOPLUMSAL DUYARLILIK
 
-Şairimiz burada toplumsal duyarlılık dilini ustaca kullanarak, karanlık gölgelerde uygulanan el alınan planların, güneş doğduğunda nasıl meydana çıktığını, aydınlık gerçek söz ve dizelerle anlatıyor.
 
“Beyrut yengeç kıskacında
 Çoğu Müslüman kâfir yanında
Yaslanmış yastıklara sonunu beklerler filmin”
****
“Sen Filistin hokkaları doldur kanla
 Şairler eğer ahın varken
Uzanırlarsa tomurcuklara güllere
Her biri kanlı bir ateş gibi korku
 Bir azar bir şamar olsun”
 
Cahit Zarifoğlu
 
-Müslümanlar üzerinde oynanan karanlık oyunlara aldanan Müslümanlara sesleniyor şairimiz… Bilir misiniz neden güneş yerini karanlığa devir eder? Benim düşünceme göre; ey insanlar karanlıkta ne kadar karanlığa bürünseniz de karanlık fikirlerle karanlıklar içinde görünmez bilinmez olduğunu sansanız da, benim ışığımla gün yüzüne çıkmaya mahkûmsunuz, bu nedenle boş işlerle uğraşarak kendinizi uçurumlara çamurlar içine atmayın, önce insan olun karanlığa gönlünüzü çıra olarak yakın etrafınızı benim gibi aydınlatmaya bakın diyor…
 
Dün bir kuş gördüm yaralı,
Düşmüş yurdundan aralı,
Söylerdi sanki her halı;
Vahşi kartal kıydı bana,
Vatan! Ah sevgili ana!
H.Cavit
 
-Şiir böyledir, gölgeler altında karanlıklar ardında oynanan oyunları bozan haykıran bir iç sestir, tabii ki anlayana görene duyabilene, vesselam.
 
Mehmet Aluç