Monolog Röportaj Edebî Bir Eseri Geniş Okuyucu Kitleleri İçin Anlaşılabilir Hâle Getirmek İçin Yapılan Çalışmalar.
-Monolog röportajımıza sevgili okuyucularımız kaldığımız yerden devam ediyoruz. Konuğumuz Âşık Gülveren, birçoğunuz onu şiirlerinde deneme ve öykülerinden tanıyorsunuz. Bugün onunla Edebî bir eseri geniş okuyucu kitleleri için anlaşılabilir hâle getirmek için yapılan edebi çalışmaları hakkında konuşacağız aydınlanacağız. Efendim tekrar hoş geldiniz.
 
-Ben teşekkürler ederim beni tekrar konuk ederek okuyucularımla buluşma imkânı verdiğiniz için teşekkürler ederim, herkese buradan selamlarımı gönderiyorum, onların gülümsemelerine talip olduğumu bilmelerini istiyorum.
 
-Rica ederim öncelikle bir metinde belirtilmek istenen duygu ve düşüncelerin kolay, anlaşılır, herhangi bir ek yorum ve açıklamaya gerek kalmadan kavranılabilir anlaşılabilir olması için yaptığınız çalışmalar hakkında bizi aydınlatır mısınız?
- Ben yazmadan önce geniş araştırmaların ışığında yazacağım şiir öykü deneme olsun bu konuda yazılanları önce okurum, düşüncelerimle tahlil eder yazarım. Bir adım ileriye gitmek için akıl sahibi okuyucularımın, sonsuzluk vadeden ahret hayatını duygu ve düşüncelerimle yaşadığımızı bu dünyada bir ders çıkarmak, hayatın her adımında birlikte yürümek için birlikte kararsızlıkları karanlıkları aydınlatmak için, anlaşılır cümlelerle hecelere yazmak için sözlükleri heceleri seçerek, onların duygularına hitap edecek bir anlatımla düşünce ile yazmaya gayret ederim. Bizler bir arayış ve buluş için aradaki boşlukları, birbirimizi anlayarak saygı duyarak tahammülle aşmak kucaklamak, anlaşılır olmak için farklı olanı fark etmek için farklı olanı beraberce bulmak için uğraşırım çabalarım. Bu bazen bir sözlük olur bir üstadın eseri olur veya bu konuda yazılmış makaleler olur önce okur, daha anlaşılır olmak için emek sarf ederim. Bence uyum sağlamak için uyumlu olmayı istemek, bu konuda emek çaba sarf etmek gerekir.
 
- İnsanı süreklilik arz eden ve insanı bir arayış içine sokan boşluğun içinde şiirler deneme ve öykülerle çekip çıkarmak en büyük arzunuz bunu biliyoruz, bizi bu konuda açıklayıcı neler söylemek istersiniz.
 
-Ben çocukluğumda yalnızlığı çok yaşadım, ben az kilolu olduğum için aralarına almayan arkadaşlarımın nefretini, anlaşılmazlıklarını hikâyeler şiirler romanlar okuyarak aştım. Okumak benim için bir cennetti, varılması gereken lakin birçok insanın bilmediği uğramadığı bir şehirdi, arkadaşlarım beni aralarına almamakla bana çok büyük bir iyilik yaptılar, beni kitaplarla baş başa yaşamamı sağladılar, onlara teşekkürler ediyorum. Bu fark edilişi fark ettiğim anda, bu dünyaya girdim ve çıkmamak için kendimi kitapların şiirlerin romanların kapısına bağladım, arayış bulmanın mükemmelliği boşlukların yok oluşunu kayboluşunu bir anda buldum önce şaşırdım, sonra sevinçten havalara uçtum ve hala okurken bu çocukluk sevincini duyar ve hissederim. Beni tüm manasızlıkla dolu anların arasında alarak manaların dünyasına anlamalar vadisine çekti ve ellerimde tutarak, gezdirdi. Dünyama bir ışık zerresi değil, bir güneş doğmuştu, beni coşturan binlerce arkadaşlarla buluşturan saran, yalnızlığımı yıkan dostluk kapısını açarak dostların gönlünde çiçeklerin açtığını göstererek, benimde gönlümde dostlarım için insanlık için güller açtırarak gülümsemelerle sarmamı söyledi. Her anda gaflet ki bir düşman, huzur yıkan yok eden ki ben bu gafleti, kitapların şiirlerin arasındaki hecelerle yıkılmaz kalelerle doldurarak yığarak çevirerek, gafleti yıktım. Artık bundan sonra kayıtsız kalmak, ihmal etmemek varmak sarmak sarılmak herkesin sarılması için, şiirlerimle öykü ve denemelerimle anlatmaya yazmaya gayret ettim, ne kadar başarılı oldum bu okuyucularımızın taktirine kalmıştır. Onlar farklılıkları fark ederek, farklı olanı seçerek her zaman yanında olmuştur. Bence şiir, gönlün güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü hecelerle okşayan, beğenilen hoş sözleri,  gönül’e kulağa okuyucuya hoş gelecek ve ruha canlılık coşku heyecan verecek şekilde güzelleştirme yollarını izleyerek yazılması ve bu güzelliği anlatan gösterendir. Bunu genele yayarak kitap okumak, ister şiir öykü roman denemler olsun aynı gaye ile yazılan insanı yalnızlıktan kurtaran eserlerdir.
 
- Şiirde, düşünceler ve kavramlar arasında bilgileri ve güzellikleri sergilerken, gönülde birliğinin etkisiyle kurulan hecelerin kelimelerin bağ­lantıları sonucu, bilinç alanına etki ettiğini, akıldaki fikri yani diğerlerini hatta ötekilerini de etkisi altına aldığı yok ettiğini söyleyebilir miyiz?
 
-Muhakkak yazmaktaki gaye güzellikleri sergilemek göstermek yanlış olanı beraber düzeltmek doğru olanı bulmaktır. İnsan hayatını kuşatan onları birbirinden uzaklaştıran, fikirleri el birliği ile yıkmak gülümsemeleri sarılmaları kavuşmaları inşa etmek için şiir yazılır ve okuyucuya sunulur. Okuyucu bir an belki gaflete düşmüşse, bunu fark eder silkelenir kendine gelir, ruhunu saran kirden patan temizlenerek, bu güzelliği yaymak için yol alır, çok yol almasa da gülümser… İşte bu şiirlerden bir kaçı beraber okuyalım hissedelim isterseniz…

 
BEN DEĞİLDİM
Bir aksam ustu pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya...
O gecen ben değildim.
Bir gece, yatağında uyuyordun...
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan...
Seni gören ben değildim.
Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya..
Bunu bilen ben değildim.
Bir kitap okuyordun dalgın..
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..
O ölen ben değildim..
                                   ÖZDEMİR ASAF
 
BEN SANA MECBURUM
 
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
 
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
 
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
 
Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.
 
Belki haziran da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
 
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır, başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.
 
 
Attila İLHAN
 
Şimdi bu şiirleri okuyarak insan nasıl aşk deryasının içinde gezmez hissetmez, gülümsemez fark etmez. İnsanı olgunlaştıran bu güzel şiirlerle insan nasıl güzellik mutluluk haz duymaz vesselam.
Mehmet Aluç