
Molla Aşki
Aşkî, Fatih Sultan Mehmet dönemi şair ve musahiplerindendir. Divan edebiyatından kendisinden sonra Aşki adında birçok şair yetiştiği için kendisine Âşkî- i Kadim veya Molla Aşki denmiştir. Türk edebiyatında Aşki mahlaslı 12 adet şair tespit edilmiştir. [1] Bunlar içinde en ünlüleri Aşk’i Kadim ile Üsküdarlı Aşki de vardır.
Molla Aşkî’nin asıl adının Muhammed Abdurrezzâk olduğu anlaşılmıştır. Şairin doğum tarihi kesin olarak öğrenilememiştir. Aşkî, Sultan II. Murat ve II. Mehmet’e kaside sunmuş, Fatih’in tahta ilk çıktığı yıllardan (1444-11445) itibaren onun musahibi olmuş, Fatih’in Şuara ulufesinden akçe alan bir şair olmuştur. Tezkirecilerin pek çoğu ondan söz etmiş Fatih’in kurduğu şairler meclisine dâhil olan ve günlük yüz akçe ulufe alan bir şair olarak tanıtmışlardır. Aşki’nin İlmiye sınıfına mensup olduğu Sultan Mehmet zamanında çok rağbet gördüğü anlaşılmaktadır.
SEHİ BEY “ şiiri iyi bilen ve döneminde rağbet gören bir sanatkâr olduğunu belirtmektedir.” Latifi ise “Aşkî'nin şiirlerinin vezne uydurulmuş sözlerden ibaret" olduğunu ama padişahtan gördüğü ilginin zamanın şairlerince kıskanıldığını kaydeder. Fenâî adlı bir şairin, Aşkî'nin günde 100 akçe almasını kıskandığı için, yazdığı bir beyti naklederek yeteneksiz ve hünersiz kişilerin talihleri sayesinde itibar gördüklerinden şikâyet eden bir şiir yazdığını da belirtir. Aşık Çeleb de Aşkî'ye yer verdiğini, ancak onun anılmaya değer bir beytinin bile bulunmadığını söyler. [2] Ayvansarayî, onun şiirlerinin sade ve sözlerinin vezinli olduğunu ancak şiirlerinin orjinal bir tarafının ve tadının bulunmadığını, yeteneksiz ve hünersiz olmasına rağmen padişahtan günlük yüz akçe ulufe aldığını söyleyerek tenkit eder.[3]
II.Murad ve II. Mehmed (Fâtih) dönemlerinde yaşamış olan Aşki’nin şiirleri bir divanda toplanmadığı için yeterince tanınmamış, Necati Bey ve Ahmet Paşa gibi şairlerin gölgesinde kalmıştır. Buna rağmen tezkirecilerin söyledikleri kadar da başarısız sadece vezinli ve kafiyeli şiirler yazmış, şiir sanatı alelade bir şair değildir. “ Aşkî’nin Mecmûatü’n-nezâir ve Câmiü’n-nezâir’de bulunan gazelleri sanat bakımından mecmuadaki diğer şiirlerden daha az değerli değildir. Gerek Mecmûatü’n-nezâir’deki on gazel gerekse Fâtih gibi şiir ve edebiyattan anlayan bir padişahın Aşkî’ye verdiği değer, Sehî Bey’den sonraki tezkirecilerin yanıldığını göstermektedir. “ [4]
Aşki’nin şiirleri bir divan halinde toparlanmamış şiirleri devrin değişik mecmualarında bulunmuştur. Şiirleri toparlandığında küçük bir divançesi ortaya çıkmaktadır.
Aşki’den ilk söz eden Cumhuriyet dönemi edebiyatı tarihçilerinden V. Mahir Kocatürk: “ onun dile, duyguya ve mazmunlara hâkimiyet bakımından devrinin iyi bir şairidir. Divan şiirini maddî duygu ve klasik sanat endişesiyle işlemiştir, an‘anevî mefhum ve mazmunları Türk şiirine mal etmeye çalıştığını, bunda başarı göstermekle birlikte bâriz bir şahsiyet kazanamadığını ifade etmektedir.” [5]
Ahmet Atilla Şentürk-Nurcan Boşdurmaz hazırlamış oldukları “Molla Aşkî Divan” adlı eserinde onun sanatıyla ilgili şu tespitlerde bulunmuşlardır.
“Aşkî’nin Molla Aşkî’nin Necati gibi İran şiirinin kalıplarını aştığı söylenemez. Fakat onun eserleri şiir sanatının 15. yüzyıldaki seyrini takip için önemli bir belge niteliğindedir. Sultan II. Murat ve II. Mehmet’e sunduğu gazel ve kasideleri arasındaki üslup farkı dahi şairin iç ve dış dünyasındaki seyir ve gelişmeleri gözlemle açısından ayrıca dikkat çekicidir. “ [6]
Şiirleri
· Emdir dudağından derde derde dudağın emdir
· Kasîde Hamdülillah kim girü meşşâta-i sûr-i zafer
KAYNAKÇA
[1] https://edebiyatvesanatakademisi.com/post/uskudarli-aski-hayati-ve-sairlik-yonleri/76784
[2] İsmail Ünver, AŞKÎ, Kadîm , TDVİA, cilt: 04; sayfa: 23
[3] İbrahim AKYOL, FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİNDEKİ EDEBÎ ÇEVRELER, Karatekin Edebiyat Fakültesi Dergisi (KAREFAD) 2(1): 93-122
[4] İsmail Ünver, AŞKÎ, Kadîm , TDVİA, cilt: 04; sayfa: 23
[5] V. M. Kocatürk, Türk Edebiyatı Tarihi, MEB 1996- SHF 225
[6] Molla Aşkî, Divan,Haz. Ahmet Atilla Şentürk, Nurcan Boşdurmaz, İstanbul-2012, s. 8.