[fā˓ilātün / fā˓ilātün / fā˓ilātün / fā˓ilün]
1 mıṣra˓-ı berceste serv-i naḫl-zārımdır benim
bu çemende ṭab˓-ı mevzūn berg ü bārımdır benim
2 nām-ı anḳā gūşe-g/r-i Ḳāf iken pervāz eder
āşiyān-ı ˓uzlet-i evc iştihārımdır benim
3. mevc-i ˓irfāndır ṣadef-āsā beni berbād eden
seyl-i ḫāmem āb-ı dürr-i şāh-vārımdır benim
4 saḫt/-yi devrān ile kāmil-˓ayār olmaz ẕel/l
baḫt-ı seng/nim meḥekk-i i˓tibārımdır benim
5 gūsfend-i lāġere ḳaṣṣāb olurdu der-ḳafā
ḥıṣn-ı emn ü rāḥatım cism-i nizārımdır benim
6 ẓulmet-i şebde günāhım ẕikr edip giryān olur
çeşme-yi Ḫıżr işte çeşm-i eşk-bārımdır benim
7 meclis-i ˓irfānda yād etsinler ey Vehb/ hemān
bu ġazel erbāb-ı ṭab˓a yādigārımdır benim
Yrd. Doç. Dr. Ahmet YENİKALE, SÜNBÜL-ZÂDE VEHBÎ DÎVÂNI, Kahramanmaraş 2012